Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/979 E. 2014/1621 K. 30.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/979
KARAR NO : 2014/1621
KARAR TARİHİ : 30.01.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sigorta edenin dolandırılması, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Suçun oluşması için, sigorta bedelini almak üzere, zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları ya da almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. Failin sigortalı malını, sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb. olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil, bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.
Sanık …’in, ailesi ile birlikte şehir dışında olduğu, oğlu olan diğer sanık …’i evde bıraktıkları ancak sanık …’un da olay gecesi dedesinin evinde olduğu, sanıklara ait evin çelik kapısı kırılıp içeri girilmesi suretiyle yapılan hırsızlık sonucunda gardırobun içerisinde yere sabitlenmiş halde bulunan kasanın sökülerek götürüldüğü, kasanın içerisinde bulunan ziynet eşyalarının çalınması neden ile toplam 49.286,00 TL zararlarının oluştuğu gerekçesi ile sanık …’in katılan … şirketine başvurduğu, ancak katılan … şirketinin yaptırdığı ekspertiz çalışmasında olay akşamı pencereden düşen bir eşyanın montlu birisi tarafından alınıp tekrar yukarı çıkartıldığı, bu kişinin üstündekilerin sanık …’in giyim tarzına benzediği, ayrıca sanık …’in evini 2006 yılında … Sigorta’ya, 2007 yılında Anadolu Sigorta’ya, 2008 yılında … sigortaya, 2009 yılında ise yine … Sigorta’ya sigortalattırdığı ve her sigorta döneminde eve hırsız girdiği, bu nedenle 18.000,00 TL ile 41.000,00 TL oranında değişen sigorta bedelleri aldığı gerekçesi ile sanıkların önceden kurguladıkları mizansen gereği evlerinde hırsızlık olmuş gibi göstererek sigorta şirketini dolandırmaya çalıştıklarının iddia edildiği somut olayda; sanıkların savunması ve bahse konu hırsızlık olayının gerçekleştiği mahalde değişik zamanlarda bir çok kez hırsızlık ve çeşitli suçların işlendiğinin Altındağ İlçe Emniyet Müdürlüğü Seğmenler Polis Merkezi Amirliğinden istenen 2009-2010 yıllarına ait suç bildirim belgelerinden görülmesi karşısında sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair mahkûmiyetlerine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi ile verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 30.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.