Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/9939 E. 2015/22751 K. 31.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9939
KARAR NO : 2015/22751
KARAR TARİHİ : 31.03.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanık …’nın …. isimli kişi ile birlikte …. Şti.ni kurdukları, bankaya ibraz ettikleri Bakırköy ….noterliğince tanzim edilen 15.02.2006 tarih ve … yevmiye numaralı imza sirkülerinde “şirket ortaklarının şirket faaliyeti süresince şirket müdürlüğüne atanmalarına, şirket kaşesi altında atacakları müşterek imzaları ile en az iki kişi olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı” açıkça belirtilmiş olmasına rağmen katılan şirket ile olan ticari ilişkisi nedeniyle sanığın borcuna karşılık yetkilisi olduğu şirket adına Garanti Bankası Merkez Caddesi /İstanbul şubesinden verilen 0017009 seri nolu çeki 27.500 TL tutarlı olarak 13.06.2008 tarihinde, Garanti Bankası Merkez Cad./İstanbul şubesinden verilen … seri nolu çeki 27.500 TL tutarlı olarak 20.06.2008 tarihinde tek başına keşide ederek katılan şirkete verdiği, çekler süresinde bankaya ibraz edildiğinde çekler üzerinde iki ortağa ait imza bulunmadığı için ödeme yapılmadığı iddia edilen olayda, sanığın savunmasında katılanın yetkilisi olduğu Güde Tekstil firmasına daha öncede tek imza ile çekler verdiklerini, bedellerinin ödendiğini, suça konu çekleri şirketin mali sıkıntıya girdiği bir dönemde katılanın gelerek muhasebeciden aldığını, bir çok bankaya tek imzalı çeklerin ödenmesi talimatı verdiklerine ilişkin belgeler ibraz ettiği bu savunmanın ortağı Uğur Çalışkan tarafından da doğrulanması, sanık ve ortağının imza ile borca itiraz etmemeleri karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi amacıyla sanığın savunmanın araştırılması, bu amaçla katılandan daha önce tek imzalı çekler alıp almadığı, sanığın ve ortağının şirketi birlikte temsil ettiklerini bilip bilmediği sorularak, sanık müdafinin son duruşmada ibraz ettiği dilekçesinde adı verilen şirket muhasebecisi … ’ın tanık sıfatıyla dinlenerek olaya ilişkin bilgisi sorularak tüm delilerin değerlendirilmesi sonucuna göre sanığın hukuki durumun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.