Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/10331 E. 2014/11901 K. 16.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/10331
KARAR NO : 2014/11901
KARAR TARİHİ : 16.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede ve özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik
belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanığın 14/03/2013 tarihinde müşteki …’in işlettiği oto kiralama iş yerine gelerek kendi fotoğrafı yapıştırılmış …’nın bilgilerini taşıyan sahte oluşturulmuş nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini verip kendisini de bu şekilde tanıtarak hazırlanan oto kiralama sözleşmesini imzalayarak, müştekiden bir araç kiralayarak oradan ayrıldığı, aracın takibini sağlayan GPRS cihazını sökerek takibinini engellediği, yine 14/03/2013 tarihinde müşteki …’in işlettiği oto kiralama iş yerine gelip aynı şekilde …’nın bilgilerini taşıyan sahte oluşturulmuş nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini verip kendisini de bu şekilde tanıtarak hazırlanan oto kiralama sözleşmesini imzalayarak kiraladığı bir araçla oradan ayrıldığı aracın teknik takibini sağlayan GPRS cihazını söktüğü, 12/03/2013 tarihinde bu defa müşteki …’ın işlettiği oto kiralama iş yerine aynı şekilde kendi fotoğrafı yapıştırılmış …’nın bilgilerini taşıyan sahte oluşturulmuş nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini verip kendisini de bu şekilde tanıtarak hazırlanan oto kiralama sözleşmesini imzalayarak, müştekiden bir araç kiralayarak oradan ayrıldığı, yakalandığında da üzerinde sahte oluşturulmuş iğfal kabiliyetini taşıyan … adına düzenlenmiş kendi fotoğrafı yapıştırılmış nüfus cüzdanının ele geçmesi şeklinde gerçekleştiği iddia edilen olaylarda,
1-) Sanık hakkında …, … ve …’a karşı dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde , atılı suçların unsurları itibariyle oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-) Sanık hakkında …, …, … ve …’ye karşı resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik eylemlerinden kurulan hükümlerin incelenmesinde,
a-) Dosya içeriğine göre sanığın her üç müştekiden oto kiralaması sırasında kullandığı …’nın bilgilerini taşıyan sahte oluşturulmuş nüfus cüzdanı ve sürücü belgesinin asıllarını elde edilemeyip fotokopi
belgeler olduğunun anlaşılmasına göre belge asılları üzerinde suçun unsuruna ilişkin iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yapılması da mümkün olmamasına göre, sahte nüfus cüzdanı ve ehliyet yönünden atılı resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı bu belgeler kullanılarak hazırlanan üç farklı tarihteki oto kiralama sözleşmelerinin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilerek buna göre mahkumiyet kararı verilmesi yerine yazılı şekilde özel belgede sahtecilikten beraat ve resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
b-) Sanığın sahte oluşturulmuş, kendi fotoğrafı …’nin bilgilerini taşıyan nüfus cüzdanının üzerinde ele geçmesine, resmi belgende sahtecilik suçunun seçimlik hareketlerle işlenebileceği gözetildiğinde, belgenin düzenlenmesinin yeterli olup kullanılmasının gerekmediği gözetilerek sanığın bu suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde …’a karşı sahtecilik eylemi içinde değerlendirilerek ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına şeklinde karar verilmesi,
c-) Sanık hakkında …’a karşı eyleminden dolayı düzenlenen 14/05/2013 tarihli iddianame içeriğine ve sevk maddelerine göre özel belgede sahtecilik suçundan açılmış bir dava bulunmadığı, dolandırıcılık eylemi anlatılırken kiralama sözleşmesinden söz edilmesinin bu suçtan dava açıldığını göstermeyeceğinin anlaşılması karşısında,özel belgede sahtecilikten açılmış bir dava bulunmayıp zamanaşımı süresi içinde açılmasının mümkün olduğu gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/06/2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.