YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/10993
KARAR NO : 2014/12342
KARAR TARİHİ : 18.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
O yer Cumhuriyet savcısının, 19/11/2013 tarihinde verilen hükmü, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 310/3. maddesinde belirlenen bir aylık süre geçtikten sonra, 23/12/2013 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, vaki temyiz isteminin aynı Kanunun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Üst Cumhuriyet savcısı, sanıklar ve müdafiilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi TCK’nın 158/1-b bendinde, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlar, başkalarına güven duymaya, sığınmaya en fazla ihtiyaç duyduğu anlardır. Kişinin örneğin doğal bir afete veya trafik kazasına maruz kalmasından ya da hastalığı yüzünden içine düştüğü çaresizlikten yararlanılarak aldatılması daha kolaydır. Zor ve tehlikeli durumda olduğunu söyleyerek menfaat sağlanması, acıma ve yardım duygularının kötüye kullanılması suretiyle suçun işlenmesindeki kolaylık nedeniyle bu hâl ağırlaştırıcı neden sayılmıştır. Bir yakınının hastanede, karakolda, cezaevinde, vb. zor veya tehlikeli bir durumda olduğundan bahisle, ona götürülmek üzere para ve eşya olarak mağduru dolandıran kimse, onun, merhamet, acıma, yardıma koşma, korku ve telaşa kapılma duygularını sömürmektedir. Tehlikeli durumun gerçekte var olmadığı halde mağdurun buna inandırılmış olması nitelikli halin uygulanması için yeterlidir. Yalanda olsa mağdur gerçekte düşmüş olabileceği tehlikeli durum veya zor şartlar içine düşmekte ve o durumun gerektirdiği ruhsal ve psikolojik tepkilerle hareket etmektedir.
Şikayetçi … cep telefonundan arayan ve kendilerini komiser ve Cumhuriyet savcısı olarak tanıtan sanıkların, şikayetçiye banka hesabından … terör örgütüne 13.000 TL para aktarıldığını, telefonunun 6 aydır dinlendiğini, asayiş polisinin kendisini takip ettiğini söyleyerek iş bankasına ait bankamatiğe yönlendirdikleri ve verdikleri talimatlarla 2.600 TL göndermesini sağladıkları ve bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda;
a) Şikayetçinin tehlikeli durum veya zor şartlar altında bulunmasından bahsedilemeyeceğinden, eylemin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b) 5325 sayılı Kanun’un 12. maddesine göre nitelikli dolandırıcılık suçuyla ilgili dava ve işlere bakma görevi Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğundan, Asliye Ceza Mahkemesince TCK’nın 158/1-b maddesi kapsamında mahkumiyet kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
c) Sanık …’in savunması alınmadan soruşturma aşamasındaki ifadesiyle yetinilerek mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle CMK’nın 191 ve devamı maddelerine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Üst Cumhuriyet savcısı, sanıklar ve müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.