YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/11431
KARAR NO : 2014/12432
KARAR TARİHİ : 19.06.2014
Resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından sanıklar …, …, …, …, …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f, 62/1, 52/2, 53/1 maddeleri uyarınca 3 Yıl 6 Ay Hapis ve 66.660 TL adli para cezası,ile cezalandırılmalarına dair Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 01.04.2009 tarihli ve 2006/307 esas, 2009/96 karar sayılı karar lehine vaki temyiz istemi üzerine bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/05/2012 tarih ve 2010/26287 sayılı tebliğnamesi ile dairemize gönderilmiş, Dairemizin 30.01.2014 tarih ve 2012/8178 Esas, 2014/1610 sayılı kararıyla nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK.nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 30.01.2014 tarih ve 2012/8178 Esas, 2014/1610 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak
kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Amaç ve fikir birliği içerisinde hareket eden sanıkların, deri ürünler imal edip yurt dışına satan katılan ile internet ortamında görüşüp kendilerini Ermenistan’da faaliyet gösteren … Market isimli şirketin yönetim kurulu başkanı Aram Manukyan olarak tanıtarak ürün kodlarını verdikleri mallara müşteri oldukları, fiyat teklifi alıp 27.380 Amerikan Doları karşılığında ürünlerin Ermenistan’a gönderilmesi konusunda anlaştıkları, sanıkların parayı havale ettiklerine dair sahte olarak hazırlanmış banka dekontunun bir suretini yine internet ortamından katılana göndererek güven telkin ettikleri, ürünlerin … isimli şahsa teslimini istedikleri, temyiz dışı sanık …’ın kendisini … ismi ile tanıtarak katılanın işyerine piyasadan temin ettiği tanık … …’ın kamyonu ile gelip bu kez katılana kendisini … … olarak tanıtarak ürünleri teslim aldığı, E-5 karayolu üzerindeki Maltepe yakınlarındaki bir benzinliğin kenarına malları indirerek tanığa nakliye parasını ödeyip gönderdiği, katılanın beklemesine rağmen parasının hesaba geçmemesi üzerine Ermenistan’a ait numaradan Aram Manukyan isimli şahısla görüştüğü, parasının gelmediğini söyleyince bayram nedeni ile para transferinin geciktiğini, bayram sonunda parasının eline geçeceğini söylediği, ancak katılanın ne parasını ne de ürünlerini geri alabildiği somut olayda; dosya içerisine alınan belgelere göre sanıkların aynı yollarla gerçekleştirdikleri başka eylemleri nedeni ile yakalandıkları, bu kapsamda tanık … … ve katılanın temyiz dışı sanık …’ı teşhis ettikleri, sanıkların benzer bir olayda birlikte yakalandıkları gözetildiğinde nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık …’nin adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii, sanık …, sanık …, sanık … ve sanık …’ın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Sanıklar hakkında belirlenen temel ceza üzerinden TCK’nın 62. maddesi gereğince yapılan 1/6 indirim neticesinde 3 yıl 4 ay hapis cezası yerine 3 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii, sanık …, sanık …, sanık … ve sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımdan hapis cezasına ilişkin olarak “3 yıl 6 ay” teriminin tamamen çıkartılarak yerine, “3 yıl 4 ay” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, düzelterek onamanın 5271 sayılı CMK’nın 306 maddesi uyarınca kararı temyiz etmeyen sanık …’a TEŞMİLİNE, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.