Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/11827 E. 2014/14078 K. 08.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/11827
KARAR NO : 2014/14078
KARAR TARİHİ : 08.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan)
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Oluşa, sanıkların savunmalarına, katılan kurum vekilinin beyanlarına, tanıkların anlatımlarına, hastane raporlarına ve tüm dosya kapsamına göre; gebe olduğu ve sanık … ile gayri resmi olarak birlikte yaşadığı tespit edilen sanık … Karaca’nın, olay günü gece saatlerinde rahatsızlanması üzerine, sanık …’nın, resmi nikahlı eşi olan ve dosya kapsamında yargılanan; ancak hakkında beraat kararı verilen temyiz dışı sanık … … … ait sağlık karnesini alarak, 17/09/2005 tarihinde … Kadın Doğum Hastanesinin doğum polikliniğine başvurup, sanık … … hastane giriş kaydını yaptırdıktan sonra aynı gün sanık … … sezaryen yöntemi ile doğum yapmasını sağlayarak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından buna ilişkin tedavi giderlerinin haksız olarak karşılanmasına sebebiyet vermek suretiyle haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda; sanık … … hamile olması nedeniyle kendisinin ve doğacak bebeğinin sağlığını muhakkak ve acil bir tehlikeden kurtarma zorunluluğunun bulunduğunun anlaşılması karşısında, hayati önemi haiz nitelikte bir tehlikeden korunmak ve bu nedenle ameliyatını gerçekleştirmek amacıyla, başkasına ait sağlık karnesinin iştirak halinde kullanılması şeklinde gerçekleşen eylemlerin, 5237 sayılı TCK’nın 25/2. maddesinde tanımlanan zorunluluk hali kapsamında kaldığı gerekçesiyle, 5271 sayılı CMK’nın 223/3-b maddesi gereğince sanıklar hakklarında ceza verilmesine yer olmadığına dair verilen kararada bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 08.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.