YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/12035
KARAR NO : 2015/24308
KARAR TARİHİ : 27.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün, sorgusunda beyan ettiği adresine tebliğe çıkarıldığı, çıkarılan tebligatın adres yıkılmış olup muhatap taşındığından bahisle iadesi üzerine, adres araştırması yapmaksızın bu kez daha önceden herhangi bir şekilde tebligat yapılmayan adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, yapılan tebliğ işleminin usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla; eski hale getirme talebi yerinde görülen sanığın temyiz inceleme isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …, temyiz kapsamında bulunmayan sanık … adına kiraladıkları bir otomobil ile yanında kimliği tespit edilemeyen bir bayan olduğu halde katılanı Macunköy semtinde görerek yanına yaklaştıkları, kendilerinin yurtdışından geldiklerini söyleyerek Keçiören semtine gitmek istediklerini ve kendisinin yardımcı olmasını istedikleri, katılanında … kadar kendisini de götürmelerini isteyerek araca bindiği, araca bindikten sonra … ile yanında bulunan bayanın yurtdışından geldiklerini yanlarında Türk parası olmadığını, Türk parasına ihtiyaçları olduğunu ve katılana EURO olarak söyledikleri ülkemizde geçerliliği olmayan Peru ülkesi para birimi olan 1000 mil intis bedelli ve “P” harfi silinmiş “ERU” olarak gözüken parayı vererek ” sen bunu Türk parasına çevirtirsin, sen üzerinde Türk parası ver, üstünü de bizim hesaba gönderirsin.” dedikleri, katılanın de üzerinde bulunan 150,00 TL parayı bu şahıslara verdiği, daha sonra Demetevler semtinde araçtan indiği, parayı bozdurmak istediğinde Türkiye’de geçerliliği olmayan bir para olduğunu öğrendiği olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
2- TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün” ve ” 600 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve ” 100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ve hüküm fıkrasında yer alan; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.