Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/13161 E. 2014/12181 K. 17.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13161
KARAR NO : 2014/12181
KARAR TARİHİ : 17.06.2014

Nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanıklar … ve …’un beraatlarına; sanık …’un ise, 5237 sayılı TCK’nın 207/1, 62, 51 ve 53. maddeleri gereğince erteli 10 ay hapis cezası ile, nitelikli dolandırıcılık suçundan ise TCK’nın 158/1-j-son, 62 ve 53. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 8.060 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 21/04/2011 tarih ve 2007/102 esas, 2011/133 sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine, onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 31/07/2012 gün ve 2011/258588 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 16/01/2013 gün ve 2012/12568 Esas, 2013/436 sayılı kararıyla hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 16/01/2013 gün ve 2012/12568 Esas, 2013/436 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan …’nun emlakçılık yapan sanık …’dan ev almak istemesi üzerine sanığın işlemler için katılandan kimlik fotokopisi, maaş bordrosu ve ikametgah belgesi aldığı, bu belgeleri kullanarak katılanın bilgisi olmaksızın …’nden 5.000 TL tutarında 24 ay vadeli tüketici kredisi çektiği, kredi sözleşmesini kendisinin ve gelini olan sanık …’ un kefil olarak imzaladığı, sanık …’ un ise kredi sözleşmesini eşi ve babası olan diğer sanıklarla birlikte bankaya vererek eyleme iştirak ettiği iddiası ile yapılan yargılama sonucunda,
A- Sanıklar … ve … hakkındaki beraat hükümleri ile sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Sanık …’un, katılandan aldığı belgeler ve katılanın imzası taklit edilmek suretiyle sahte olarak düzenlenen kredi başvuru formu ile katılan bankaya başvurarak tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağladığı ve 5.000 TL tutarındaki krediyi alarak haksız menfaat temin ettiği anlaşıldığından, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde ve diğer sanıklar … ile …’un mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık …’un yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
B- Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesi gereğince, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında aynı kanunun 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın tamamen çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/06/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.