Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/13177 E. 2014/11643 K. 10.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13177
KARAR NO : 2014/11643
KARAR TARİHİ : 10.06.2014

Dolandırıcılık suçundan sanık … ve …’ın mahkumiyetine dair Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14/06/2011 tarih ve 2010/361 E. 2011/356 K. sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayınalarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 12/10/2012 tarih ve 2011/267185 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, dairemizin 20/05/2014 tarih ve 2012/17582 Esas, 2014/9838 Karar sayılı kararıyla hükmün Düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 20/05/2014 tarih ve 2012/17582 Esas, 2014/9838 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın kendisine ait laptopunu internet ortamında satış ilanı verdiği, …’ın telefonla kendisini arayıp laptopa müşteri olduğu, randevulaşarak sanıklar İlknur ve yanında oğlu … olduğu halde buluştukları, burada katılanı da arabalarına alarak kendilerine ait olduğunu söyledikleri eve götürdükleri, bu arada katılanın telefon ile … ile görüştüğü, 1.150,00 TL karşılığında anlaştıkları, katılanı inandırmak için … tarafından “muhasebecisini arıyormuş gibi telefon görüşmesi yaptığı ve yarım
saate kadar muhasebecimiz tarafından paran hesaba yatıralacak ancak yine de güven olsun senet yaz imzalayalım” diye senet düzenleyip İlknur’un imzaladığı, ancak sanıkların ödeme günü gelmesine rağmen katılanın parasını ödemedikleri gibi yeni aldıkları bu laptopu ertesi gün aldıkları fiyattan daha düşük bir bedel olan 900 TL’ye ikinci el elektronik eşya alım satımı yapan …’ya sattığı, böyelece sanıklar İlknur ve Muhittin’in bedelini ödemeyecekleri baştan belli olmasına rağmen bono düzenleyerek katılana verip müştekiyi dolandırdıkları, sanıklar … ve …’ın tevilli ikrarları, katılan beyanı, arama ve yakalama tutanağı, teslim tesellüm tutanağı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, fakat bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasında, sanıklar hakkında adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak ayrı ayrı “20 gün”, “600 TL” adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine, “5 gün”, “150 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/06/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.