YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13739
KARAR NO : 2014/15283
KARAR TARİHİ : 23.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, ortadan kaldırma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın, katılana ait düğün salonu şeklinde işletilen işyerinde müzisyenlik yaptığı, devamlı olarak çalışmayıp sadece düğün olduğu zamanlarda çalıştığı ve örf, adet gereği orta parası denilen ücret karşılığı çalıştığı, bu sebeple aralarında herhangi bir iş akdinin de mevcut olmadığı, fakat sanığın kendisini sigortalı göstermek için katılan …’ya verilmek üzere işe giriş bildirgeleri, işletici kimlik bildirme belgesini ve borçların yeniden yapılandırılmasına dair başvuru formunu sahte olarak düzenlediği ve söz konusu belgeleri katılan …’ya verdiği, sanığın kendisini sigortalı göstermek suretiyle sahte olarak tanzim ettiği belgeleri …’ya ibraz etmek suretiyle üzerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik temyiz incelemesinde,
Sanığın yüklenen suçları işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla hakkında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık hakkında 05.11.1998 tarihli özel belgede sahtecilik suçundan verilen ortadan kaldırma kararına yönelik temyiz incelemesinde,
05.11.1998 olan suç tarihinden 19.03.2012 olan hüküm tarihine kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddeleri gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmesi yerine, 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2.maddeleri gereğince ortadan kaldırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; aynı kanunun 322. maddesine göre hüküm fıkrasından bu kısmın çıkartılarak yerine “kamu davasının 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 5271 sayılı CMUK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşmesine” cümlesi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.