YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13742
KARAR NO : 2014/14284
KARAR TARİHİ : 09.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın 26/03/2013 tarihli karara karşı 05/05/2014 tarihli eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olmakla, mahkemenin eski hale getirme talebinin reddine ilişkin verdiği ek kararı kaldırılmak suretiyle yapılan incelemede,
Sanığın sorgusu sırasında beyan ettiği adresinin …. olmasına karşın, yokluğunda verilen kararın tebliği işleminin “….” adresinde yapılması sebebiyle geçersiz, sanığın öğrenme üzerine yapmış olduğu temyiz istemi öğrenme üzerine ve süresinde kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun madde 14 de, tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı kanunun madde 124’te
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55-Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanıklardan …’nın dolandırıcılık yapmak amacı ile sanık … ile aralarında anlaştıkları, buna göre sanık …’nın ortağı olduğu ….. isimli firmayı bu amaçla kullandığı, adı geçen firmanın ticaret sicil kayıtlarına göre yabancı bankalardan teminat mektubu sağlamak şeklinde bir faaliyet alanının bulunmadığı, ancak sanığın mağdurlar nezdinde gerekli güveni oluşturmak amacı ile yabancı dil bilen ve ingilizce ticari yazışmaları yapabilecek bilgiye sahip sanık …’yi sanki
Çok önemli ve yasal bir iş yapıyormuş gibi kandırmak sureti ile yanında çalıştırdığı, karşı tarafa güven verdiği, sanık …’ın da ona inanarak yasal bir iş yapıldığı zannı ile yurt dışında bazı firma ve kişilerle yazıştığı, sanıklar … ve … yurt dışından kredi temin edebilecekleri konusunda oluşturdukları güven ve yarattıkları ortamdan faydalanmak sureti ile kendilerine ulaştıkları bir çok kişiden teminat adı altında yapacaklarını vaadettikleri işe karşılık çekler aldıkları, bu bağlamda katılan … … (.. … Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şirketi) ile yapılan 17.11.2009 tarihli taahhütname, acentelik sözleşmesi karşılığında 2500.000-USD banka teminat mektubu sağlanması karşılığında … Kadıköy Şubesinin muhatap olduğu 65.000 TL ve 100.000 TL bedelli çekleri aldıkları; katılan … (… Spor) ile yapılan 02.11.2009 tarihli taahhütname, acentelik sözleşmesi karşılığında 1.000.000-USD karşılığı yabancı banka çeki (… … Manhattan Bankası) ve bu çeke ait onay mektubu sağlanması karşılığında toplam bedeli 160.300 TL tutarında 8 adet çek ve yine 10.000 TL tutarında bir adet çeki teminat olarak aldıkları; sanıkların tüm amaçlarının zaten baştan beri bu teminat çeklerini elde etmek olduğu, aralarındaki anlaşma gereğince katılanlarla yaptıkları gerçek dışı sözleşmeleri yerine getirmeyeceklerinden takiben teminat amacı ile almış oldukları tüm bu çekleri haksız menfaate dönüştürmek için ciro edip kullanmak sureti ile piyasaya sürdükleri, katılanların zamanla yapılan sözleşmenin akibetini sordukları zaman çeşitli bahanelerle onları oyaladıkları, bir kısım yazışma örneklerini sanki işlemler devam ediyormuş gibi gösterdikleri hatta işlemleri zamanında yerine getirmemelerinden … cezai şartları karşılamak üzere tamamının sahte olduğu anlaşılan yabancı menşeili …. isimli bankanın çeklerini teminat olarak verdikleri, sahte banka teminat yazısı sundukları, sanıkların türlü hile ve desiseler kullanarak katılanların araştırma ve denetleme imkanlarını ortadan kaldırmak sureti ile onların iradelerini fesada uğratıp haksız menfaat elde ettikleri somut olayda,
1- Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Bilecik Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2006/324 esas 2008/352 karar sayılı ilamının kesin hüküm niteliğinde olduğu ve CMUK’nın 305/2. maddesi gereğince tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, sanığın mükerrir sayılarak cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki hüküm fıkrasının tekerrür uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılarak, sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.