YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/14084
KARAR NO : 2014/13426
KARAR TARİHİ : 07.07.2014
Dolandırıcılık suçundan sanık …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1, 62, 52, 53/1. maddesi gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 5000 Türk Lirası adli pra cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 157/1, 35/2, 62, 52, 53/1. maddesi gereğince 7 ay 15 gün hapis ve 1500 Türk Lirası adli para cezası ile celandırılmasına dair Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 09/02/2010 tarihli ve 2008/1418 esas, 2010/129 sayılı karar lehine vaki temyiz istemi üzerine düzeltilerek onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/06/2012 tarih ve 2014/141749 sayılı tebliğnamesi ile airemize gönderilmiş, Dairemizin 03/06/2014 tarih ve 2014/10477 Esas 2014/10939 sayılı kararıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemezin 03/06/2014 tarih ve 2014/10477 Esas 2014/10939 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın 2007 yılı aralık ayında katılan …’nı arayarak …ilçesinde maden çalışması yapılacağını belirtip bu çalışma için kırtasiye malzemesine ihtiyacı olduğunu ihaleye katılmak için 4400 TL dosya parası istediği, …’nın kırtasiyecilik yapan katılan …’a olaydan bahsettiği, her iki katılanın birikte 4400 TL parayı sanığın … Ziraat Bankası hesabına havale ettikleri, daha sonra sanığa ulaşamadıkları, sanığın 2008 yılı Eylül ayında katılan …’i arayarak kendisin… İşleri Genel Müdürlüğü şubesinde şantiye şefi olarak tanıtıp yakıt alacağından bahisle ihaleye katılabilmek için 6600 TL para istediği …’in bu parayı temin edip göndermek istediği sırada sanığın kırtasiye malzemesine ihtiyacı olduğunu belirtmesi karşısında katılan …’a durumdan bahsettiğinde dolandırıldığını anlaması üzerine sanığın istediği parayı hesabına göndermediği anlaşıldığından sanığın mahkumiyetine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53. maddesi uygulamasında a, b, d, e bentlerinde gösterilen hakları mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, c bendinde sayılan kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı; vesayet veya kayyımlığa ait hizmette bulunma haklarını koşullu salıverme tarihine kadar kullanamayacağının hükümde gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüme “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresi eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.