YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/15786
KARAR NO : 2014/15528
KARAR TARİHİ : 25.09.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın 09.07.2005 günü … ilçesi Sağlık ocağına gidip kendisinin sağlık ocağına yeni atanan doktor Baran olduğunu söyleyerek, sağlık ocağında görevli olan doktor ve personel ile tanıştığı, aynı gün ambulans şoförlüğü yapan tanık … … ve eczacı olan tanık … … ile katılanın işlettiği markete gittiği, birlikte alış veriş yaptıktan sonra marketten ayrıldıkları, bir süre sonra sanığın tekrar markete geri gelerek 52 TL’lik alışveriş yaptığı, parayı ödeyeceği esnada katılana 500 Euro parasının olduğunu, bu parayı bozduracağı bir kuyumcunun olup olmadığını sorduğu, katılanın hafta sonu olması nedeni ile kuyumcunun kapalı olduğunu söylemesi üzerine yaptığı alışveriş için borç hesabı açtırdığı, katılanın hesap açmak için sanığın adını sorduğunda kendisini doktor … olarak tanıttığı, sanığın ertesi gün sabah saatlerinde katılanın çalıştığı markete gelip acilen Diyarbakır iline gitmesi gerektiğini ve üzerinde Euro’dan başka parasının olmadığını söyleyerek katılandan para istediği, bunun üzerine katılanın sanığa 50 TL para verdiği, daha sonra sanığın iş yerinden ayrıldığı ve bir daha ilçeye dönmediği ve bu şekilde sanığın kendini doktor olarak tanıtarak katılanı dolandırdığının iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları, tutanaklar ile tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.