YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/16053
KARAR NO : 2014/15314
KARAR TARİHİ : 23.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede satehcilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa Bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; 21/08/2006 tarihinde … Bankası Salihli Şubesine … Işık tarafından keşidecisi … … … olan sahte bir çekin ibraz edilmesi üzerine başlatılan soruşturmada, tanık … Işık çeki babası olan şikayetçi …’tan aldığını beyan ettiği, …’ın alınan ifadesinde bir ay kadar önce sanıklar … ve …’a araba sattığı için bu çeki verdiklerini, çekin arkasını sanık …’un imzalayıp verdiğini, daha sonra … ve …’ın da ayrı ayrı ciro yaptıklarını, çeki sanıkların birlikte gelerek kendisine verdiklerini, oğluyla çeki sormak için bankaya gönderdiğinde sahte olduğunu öğrendiğini, olay ortaya çıktıktan sonra …’un bu çeki kendisine … … isimli bir şahsın verdiğini söylediğini, böyle bir şahsı tanımadığını belirttiği, …’un ise bu çeki 2006 yılı Temmuz ayı içerisinde … … isimli bir şahıstan aldığını, kendisine güvendiği için ciro ettirmeden aldığını beyan etse de … … isimli şahsa ulaşılamamış, Polis Kriminal Laboratuvarınca düzenlenen raporda çekin renkli yazıcı yardımıyla tamamen sahte olarak hazırlandığı ve aldatma kabiliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, sanıkların alışveriş karşılığı şikayetçiye renkli fotokopi veya bilgisayar yardımı ile renkli yazıcı ile
tamamen sahte olarak üretilmiş çeki ciro ederek verdikleri, çekin bankaya ibrazında sahte olduğunun anlaşıldığı sanıkların nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
1-Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanıkların temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f-son,168/1 ve 62/1. maddelerinin uygulanması sonucu bulunan 10 ay hapis ile 180 gün adli para cezasının bir günlüğü 20,00 Türk lirası üzerinden hesaplanmak suretiyle neticede 3.600,00 Türk lirası adli para cezasına hükmedilmesi işleminin hesaplama yönteminde bir hata bulunmamakta ise de, sanıklar hakkında bu suçtan dolayı verilen 11.06.2009 tarihli ilk kararda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1. maddesi uyarınca hükmedilen 8 ay hapis cezası ile 1.320,00 Türk lirası adli para cezasına hükmedildiği ve bu miktar cezanın sanıklar açısından kazanılmış hak teşkil edeceği gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “sanıkların kazanılmış hakları dolayısıyla, 8 ay hapis ve 66 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının TCK 52/2-3 maddesi uyarınca sanıkların ekonomik sosyal durumu dikkate alınarak günlüğü 20 TL den 1.320 TL adli para cezası olarak takdir ve tayin edilmesine” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.