Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/16132 E. 2014/15198 K. 22.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/16132
KARAR NO : 2014/15198
KARAR TARİHİ : 22.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Evlenme niyeti taşıyan katılan ile hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen … … vasıtasıyla tanışan ve … adıyla kendini tanıtan sanık …’ın, eşi olan ve kendisini … olarak tanıtan sanık … ile birlikte katılan ile buluştuktan sonra katılan ile sanık …’ın evlenmek üzere konuşup anlaştıkları, bu duruma inanan katılanın, sözde evlenmek amacıyla Sanık …’e 980 TL değerinde ziynet eşyası satın alarak verdiği, söz konusu ziynet eşyalarını bu şekilde alan sanıkların bir alışveriş sırasında katılanın yanından ayrılarak bir daha dönmemek suretiyle haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda;
Oluşa sanıkların savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, teşhis tutanaklarına, tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanık …’ın, diğer sanık … ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek en başından beri evlenme niyeti taşımamasına rağmen katılanı bu duruma inandırarak muhtelif ziynet eşyalarını sözde evlilik amacıyla katılandan aldıktan sonra her iki sanığın da bir bahaneyle katılanın yanından ayrılmak suretiyle haksız menfaat temin etmeleri şeklinde gerçekleştirdikleri sabit görülen eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş ve haksız menfaatin 980 TL değerindeki ziynet eşyasını aldığı belirlenen sanık … …, suçun işlenmesinden sonra yargılama aşamasında 500 TL parayı katılana gönderdiğine ilişkin PTT gönderim makbuzunu dosyaya ibraz ettiğini iddia ettiği; ancak, katılanın, alınan ifadesinde; zararının karşılanmadığını, sanıklardan şikayetçi olduğunu belirttiği, bu şekilde kısmı ödemeyi kabul etmediğinin anlaşılması karşısında; tebliğnamedeki düşünce benimsenmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 22.09.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı Oy;

Yerel mahkemece sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin 09/05/2007 tarihli kararı Dairemizin 30/05/2012 tarihli kararı ile kısmi ödeme hususunun araştırılarak haklarında TCK’nın 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması… nedenleriyle bozulduğu ve mahkemece bozmaya uyularak yeniden yargılama sonunda verilen temyize konu kararda sanıkların 1000 TL zararın ödendiğine dair savunmalarının katılan tarafından kabul edilmediği gerekçesiyle 168.maddenin uygulanmadığına işaret edilmiş ise de;
Dosyada bir sureti mevcut olup, suçu birlikte işleyen sanıklardan … tarafından ibraz edilen 09/04/2007 tarihli PTT makbuzu incelendiğinde 500 TL.nin bu sanık tarafından katılan adına gönderildiğinin anlaşılması karşısında; gönderinin akibeti araştırılarak katılanın kısmı ödemeye rızasının bulunup bulunmadığı sorularak sonucuna göre TCK’nın 168/2 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekmekte olup hükmün bu sebepten dolayı bozulması gerekirken, katılanın zararı karşılanmadığına dair mücerret beyanı esas alınarak şikayetçi olduğunu belirtmiş olmasının kısmı ödemeyi kabul etmediği anlamına geldiğinden bahisle mahkumiyet kararının onanmasına dair çoğunluk görüşüne karşıyız.