YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/16234
KARAR NO : 2014/15200
KARAR TARİHİ : 22.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sigorta edenin dolandırılması, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Suçun oluşması için,sigorta bedelini almak üzere, zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları yada almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. Failin sigortalı malını, sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb. olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil, bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.
Sanık … …, kendisi adına kayıtlı olan …plakalı aracı ile seyir halinde olduğu sırada direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda kaza yaptığı, ancak ehliyetinin bulunmaması nedeniyle ve kazadan dolayı araçta meydana gelen hasarı kasko şirketi tarafından karşılanmasını sağlamak amacıyla kaza sırasında araçta yolcu olarak bulunan sanık …’den aracı kendisinin kullandığına dair yalan beyanda bulunmasını istediği, bunun üzerine sanık …’ün aracı kendi kullandığını ve söz konusu kazayı da kendisinin yaptığını beyan etmesi üzerine; olay yerinde gerekli incelemeleri yapan Jandarma Komutanlığı’na bağlı ekipler tarafından 20.09.2007 tarihli kaza tespit tutanağının tanzim edildiği, mezkur tutanak içeriğine göre, … plakalı araç sürücüsünün sanık … olduğunun belirtildiği, sanık … …, söz konusu kazadan dolayı aracında meydana gelen hasarı, katılan sigorta şirketine tazmin ettirebilmek amacıyla gerçeğe aykırı beyanla düzenlenen görgü tespit tutanağı ile katılan sigorta şirketine hasarın karşılanması amacıyla başvuruda bulunduğu ve katılan sigorta şirketi tarafından 10.778.40 TL bedelinde hasar giderimi için ödemede bulunulduğu, bu şekilde sanıkların, görevli jandarma ekiplerine yalan beyanda bulundukları, buna istinaden gerçeğe aykırı düzenlenen kaza tespit tutanağını diğer sanık … … kullanarak sigorta bedelini katılan sigorta şirketine tazmin ettirdiğinin iddia edildiği olayda;
1-Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanık … hakkında verilen beraat ile sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, kaza tespit tutanaklarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanık …’ün üzerine atılı olan nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğine dair somut ve kesin delillerin elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararında ve sanık …’ın bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık … hakkında verilen hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “5327 sayılı TCK’nın 158/1.k, 62/1, 52/2. maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 50 gün adli para cezası karşılığı aynı kanunun 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 158/1.k maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 62/1. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 52/2. maddeleri gereğince verilen 4 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere sonuç olarak 80.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Resmi belgede sahtecilik suçundan sanıklar haklarında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5327 sayılı Türk Ceza Kanununun 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçunun gerekçesi ve başlığı birlikte değerlendirildiğinde; anılan suçun oluşması için, kişinin beyanı sonucu bir resmi belgenin düzenlenmesi ve yalan beyan üzerine kamu görevlisi tarafından düzenlenen resmi belgenin ispat gücüne de sahip olması gerekeceğinin anlaşılması karşısında; sanıkların bir trafik kazası sonrasında tutanak düzenlenmekle görevli olan kolluk ekiplerine yalan beyanda bulunmak suretiyle gerçeğe aykırı olacak şekilde kaza tespit tutanağının tanzim edilmesine sebebiyet vermeleri şeklinde gerçekleştirdikleri sabit görülen eylemlerinin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma fiiline uygun olduğu, hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.