YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/1643
KARAR NO : 2015/21440
KARAR TARİHİ : 25.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, nitelikli mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Temyiz dışı sanık …’un, idari bir işlem nedeniyle polis merkezine götürüldüğü ve işlemin yapılmasının ardından salıverildiği, arkadaşlarının polis merkezine götürülmesine sinirlenen sanıkların, polis merkezi önüne gelerek ellerinde bulunan jiletler ile polis memurlarını tehdit ettikleri, sanık …’in “ben adamı keserim, siz kimsiniz, kendinizi ne sanıyorsunuz” diyerek jiletle kendisini boynundan yaraladığı, sanığa engel olmak isteyen grup amiri mağdur …’nın olay esnasında jiletle elinden yaralandığı, sanık …’nin tekme atmak suretiyle ekip aracının sağ arka stop camını kırdığı, bu suretle sanıkların görevi yaptırmamak için direnme ve sanık …’nin kamu malına zarar verme suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1- Sanıklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
a) Sanıkların, kendiliğinden polis merkezine gelerek, üzerlerinde taşıdıkları jilet ile polis memurlarına yönelik tehdit suçunu işledikleri ancak bu eylemi kendilerine yönelik olarak yapılmak istenen bir işleme mani olmak veya polis memurlarının görevlerini engellemek maksadıyla gerçekleştirdiklerine dair dosyada herhangi bir delilin mevcut olmadığı anlaşılmakla, sanık … hakkında tehdit, sanık … hakkında ise tehdit ve kasten yaralama suçlarından hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
b) Kabule göre de; sanıkların eylemi birden fazla kişiyle birlikte ve silahtan sayılan jiletle gerçekleştirdikleri anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nın 265/3-4. maddeleri gereğince cezalarında artırım yapılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde eksik ceza tayini,
c) Hapis cezasına hükmolunan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinde belirtilen tedbirlerin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Sorgu ile tutuklanmasına karar verilen sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 63. maddesi gereğince mahsup kararı verilmemesi,
2- Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
a) Sanığın, ekip aracının sağ arka stop camını tekme atarak kırması eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 152/1-a maddesinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarına ait eşya hakkında mala zarar verme suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek basit mala zarar verme suçundan hüküm kurulmak suretiyle, sanığa eksik ceza tayini,
b) Kabule göre de;
Hapis cezasına hükmolunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinde belirtilen tedbirlerin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Tutuklanmasına karar verilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 63. maddesi gereğince mahsup kararı verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 25/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.