Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/16836 E. 2014/15229 K. 22.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/16836
KARAR NO : 2014/15229
KARAR TARİHİ : 22.09.2014

Nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanıklar … ve …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-j ve 207/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14/11/2013 tarihli ve 2013/305 esas, 2013/365 sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine ret-onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/02/2014 tarih ve 2014/20486 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 02/06/2014 tarih ve 2014/10925 Esas 2014/10895 sayılı kararıyla hükmün İadesine, Reddine ve Bozulmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK’nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 02/06/2014 tarih ve 2014/10925 Esas 2014/10895 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A- Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen hükme yönelik incelemede;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanık … hakkında 02/12/2013 tarihinde verilen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı katılan vekilinin, 25/11/2013 havale tarihli dilekçesi ile yaptığı itirazı üzerine, Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda verdiği red kararı ile verilen hükmün kesinleştiği anlaşıldığından, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
B- Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkânını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’in bireysel ihtiyaç kredisi ve kart almak amacıyla …Şubesine … ile müracaat ettiği, sanık …’in … … Ayakkabı İnşaat Ticaret Şirketi’nde aylık net 2.800 TL maaşlı olarak çalıştığına dair sahte belgeyi … temin edip, diğer sanık …’e verdiği ve bu belgelere göre …’in 10.000 TL ihtiyaç kredisi aldığı, bir kısmını …’a verdiği olayda;
1- Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçu yönünden yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ile sanık … müdafii ve sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Borcun bir kısmının ödediğinin beyan edilmesi, katılan vekilinin 02/10/2013 tarihli duruşmada borcun bir kısmının ödendiğini kabul etmesi karşısında; katılandan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği sorulup neticesine göre sanıklar hakkında TCK’nın 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanık … müdafii ve sanık …’in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.