Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/16955 E. 2014/15128 K. 22.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/16955
KARAR NO : 2014/15128
KARAR TARİHİ : 22.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, olay tarihinde katılan …’ya ait evde hırsızlık iddiasıyla ve katılanın kızının şikayeti üzerine yakalanarak bu suçtan bir süre tutuklu kalarak tahliye olduktan sonra katılanı telefonla arayarak “ben … …, bundan sonra attığın adımlara dikkat et, hangi saat nerede ve ne zaman karşına çıkacağım belli değil, ayağını denk al” diyerek tehdit ettiği, iki gün sonra da katılan …’e ait ve katılan …’nın kiracı olarak oturduğu yazlık eve gelerek giriş kata yanıcı madde dökerek tutuşturmak suretiyle yaktığı, katılan …’ya ait eşyalar ve katılan …’e ait 2. kat kısmının da yanmadan dolayı zarar gördüğünün iddia edildiği olayda, sanığın eyleminin tehdit ve aşağıda yazılı nedenler dışında mala zarar verme suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükmün incelenmesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün oybirliği ile ONANMASINA,
2-) Mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir, ancak,
a-) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06/10/2009 gün ve 8-124-224 sayılı kararında açıkça belirlendiği gibi temel cezanın belirlenmesinde hakim somut olayda TCK”nın 61/1 maddesini gözönünde bulundurarak işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında temel cezayı belirlerken aynı yasanın 3/1 maddesi uyarınca hüküm ile işlenen fiil arasında “orantı” bulunmasını gözetmek durumundadır. Hakimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçenin yasal ve yeterli olması denetime izin verecek şekilde açıkça gösterilmesi gereklidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, kullanılan gerekçenin TCK’nın 61. maddesi anlamında yasal ve buna bağlı olarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi doğru bir uygulama olarak kabul edilebilir ise de suça konu değer gözetildiğinde alt sınırı 1 yıl olan bir suç uçun temel cezanın 3 yıl olarak belirlenmiş olması orantılılık ilkesiyle bağdaşmadığından taktir hakkının hak ve nesafet kuralları sınırlarını aşar şekilde en üst sınırdan kullanılması suretiyle ceza tayini,
b-) TCK’nın 152/2-a-son maddesinde yer alan “verilecek ceza iki katına kadar artırılır” fıkrasındaki “iki” ibaresinin, hükümden sonra, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesiyle “bir” şeklinde değiştirilmiş olmakla mahkemece bu hususta yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, 22/09/2014 tarihinde (a) bendi yönünden oyçokluğu, (b) bendi yönünden oybirliği ile karar verildi.

(Karşı oy)

Karşı oy;

Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilafın konusu, temel cezanın belirlenmesi sırasında Türk Ceza Kanunu’nun 61. maddesindeki kriterlere uygun davranılıp davranılmadığı, bu bağlamda Türk Ceza Kanunu’nun 151. maddesine muhalefe üst sınırdan verilen 3 yıl hapis cezasının olaya uygun düşüp düşmediğine ilişkindir.
İnceleme konusu somut olay; sanık, katılanın kızına ait evin kapı ve pencerelerini kırmak suretiyle bina içerisine girerek bazı eşyaları çalmış, bu nedenle olayın mağdurunun şikayeti üzerine tutuklanmıştır. Sanık hakkında bu konudaki yargılama Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/165 esas sayılı dosyası ile devam etmekte iken, sanık serbest bırakılmıştır. Serbest bırakılan sanık, kendisini şikayet eden katılanı tehdit etmiş ve intikam almak amacıyla katılana ait evi yakmıştır. Yargılama ve temyiz konusu olay, tehdit ve mala zarar vermeyi içeren sözkonusu bu ikinci olaydır.
Sanık, katılanın balkonundaki koltukları tutuşturmuş, yangın raporuna göre de giriş katının farklı noktalarına yanıcı maddeler dökmek suretiyle binayı ateşe vermiştir. Sanığın eylemi sonucu yangın ikinci kata da sirayet etmiş, hatta binada bulunan eşyalarla birlikte çatının bir bölümü de yanmıştır.
Türk Ceza Kanunu’nun 61.maddesine göre temel cezanın belirlenmesi sırasında gözününde bulundurulması gereken kriterler şunlardır:
a) Suçun işleniş biçimi,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçlar,
c) Suçun işlendiği zaman ve yer,
d) Suçun konusunun önem ve değeri,
e) Meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı,
f) Failin kast ve taksire dayalı kusurunun ağırlığı,
g) Failin güttüğü amaç ve saik

Sanığın eyleminin Türk Ceza Kanunu’nun 61.maddesindeki kriterlere göre değerlendirilmesi;
Sanık, mala zarar verme suçunu yanıcı maddeler kullanmak suretiyle evi kundaklayarak işlemiştir. Gerek yanıcı veya yakıcı maddelerin kullanılması; gerekse kundaklama şeklinde işlenen suçlar Türk Ceza Kanununda nitelikli haller ve ağırlaştırıcı nedenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla suçun işleniş biçimi ve suçun işlenmesinde kullanılan araçlar bakımından alt sınırdan ayrılarak ceza belirlenmesi somut olayda zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.
Sanık isnat edilen suçu meskun alanda, huzur ve sûkunun korunması gereken yerde işlemiştir. Türk Ceza Kanunu toplumun huzur ve sûkununun korunmasına önem verdiğinden, bu hususta ayrıca düzenlemeler de bulunmaktadır. Bu nedenle suçun işlendiği yer gözönüne alınarak cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verilmiş olması ceza adaletine uygun düşmektedir.
Suç konusu olarak sadece yakılarak zarar verilen eşyalar ve evin yanan bölümleri değil, yakılmak istenen iki katlı binanın tamamı da ele alınmalıdır. Dolayısıyla iki katlı bir binanın ve içindeki eşyaların değeri gözönüne alındığında sanık hakkında üst hadden ceza tayininde hakkâniyete aykırı bir durum ile karşılaşılmamaktadır.
Sanığın eylemi nedeniyle iki katlı bina ve içindeki eşyalar zarar görmüş ise de, kanun sadece oluşan zararı değil, suç nedeniyle oluşan tehlikeyi de dikkate almak gerektiğini vurgulamaktadır. Sanığın, kundaklama sonucu çıkardığı yangının birden çok eve yayılabileceği, sadece eşyalar için değil; orada yaşayan insanlar için de tehdit olduğu dikkate alındığında, oluşan tehlikenin büyüklüğü ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle 61/e fıkrasında yazılı kriter muvacehesinde sanığa üst hadden verilen 3 yıl hapis cezasının adil olduğu görülmektedir.
Sanık birden çok yere yanıcı madde döküp, ateşlemek suretiyle kastının yoğunluğunu göstermiştir. Bu yönüyle de ceza uygulaması aşağı hadden ayrılmayı gerektirmektedir.
Sanık, daha önce işlemiş olduğu mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal ve hırsızlık suçları nedeniyle kendisini şikayet eden katılan ve ailesinden öç almak maksadıyla atılı suçu işlemiştir. Kin ve intikam amacıyla suç işlenmesini Türk Ceza Kanunu bir çok maddede ağırlaştırıcı neden olarak kabul etmektedir.
O halde, sanığın eylemine göre en üst hadden verilen 3 yıllık temel ceza Türk Ceza Kanunu’nun 61. maddesindeki kriterlerle çelişmemektedir. Bu nedenle sayın çoğunluğun üst sınırdan ceza verilemeyeceğine ilişkin bozma kararına muhalifim.

15. Ceza Dairesi Üyesi