YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/17046
KARAR NO : 2014/21693
KARAR TARİHİ : 22.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; daha önce polis memuru olarak çalışan ancak görevine son verilen sanık … ile arkadaşı olan sanık …’in, galerici olan katılan …’e ait işyerine gittikleri, sanık …’un kedisini … ilinde çalışan polis memuru olarak tanıttığı ve bir araç satın almak istediğini söylediği, sanıkların … plaka sayılı aracı beğendikleri ve pazarlık sonucunda 8.500 TL’ye almak için anlaştıkları, sanıkların araç karşılığında çek vermek istedikleri, ilk başta çeki kabul etmek istemeyen katılanın banka görevlisiyle görüşüp çekin sağlam olduğunu öğrendiği, yine sanıkların keşideci … olduğunu iddia ettikleri bir kişiyle katılan …’i telefonla görüştürdükleri ve çekte bir sıkıntı olmadığını öğrenen katılanın, çek karşılığında araç vermeyi kabul ettiği, bunun üzerine sanık …’un 15.10.2005 keşide tarihli, 10.000 TL bedelli, … imzasıyla keşide edilmiş çeki ciro ederek katılana verdiği, aralarında oto satım sözleşmesi düzenledikleri, sanık …’un alıcı olarak, sanık …’in de şahit olarak sözleşmeyi imzaladıkları, çek bedeli tahsil edildikten sonra aracın devredileceği hususunda anlaştıkları ve sanıkların aracı alarak katılanın yanından ayrıldıkları, bir süre sonra sanıkların araca kaçak lpg taktıkları için polisler tarafından bağlandığını iddia ederek otoparktan çıkarmak için katılandan vekaletname vermesini istedikleri, durumdan şüphelenen katılan …’in, sanık …’un polis olmadığını, çekin de çalıntı olduğunu öğrendiği, bu şekilde sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek sanık …’un sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık, sanık …’in de nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda ;
1- Sanık … hakkındaki mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile sonradan vekaletname ibraz eden sanık … müdafiinin eski hale getirme talebine yönelik incelemede ;
Sanık …’un yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün, sorgusunda beyan ettiği adresinin sürekli kapalı olması ve adreste tanınmaması nedeniyle tebliğ edilememesi üzerine, MERNİS adresine 04.04.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, sanık ile sonradan vekaletname ibraz eden sanık müdafiinin yasal süresi geçtikten sonra 31.12.2013 tarihli dilekçeyle hükmü temyiz ettikleri anlaşıldığından, eski hale getirme ve temyiz başvurusunun, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyet hükmü bulunan sanık … hakkında TCK’nın 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Bu açıklama kapsamında sonuç adli para cezasının gün karşılığı belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde doğrudan haksız elde olunan menfaatin iki katının esas alınması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan “17.000 TL” ibaresinden önce gelmek üzere “beher günü takdiren 100 TL’den paraya çevrilerek 170 gün karşılığı” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.