YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/17614
KARAR NO : 2014/16255
KARAR TARİHİ : 13.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mahkemenin 2011/151 esas sayılı ana dosyası ile birleşen 2011/258 esas sayılı dosyasında, sanığın mağdur … yönelik eylemi; birleşen 2011/275 esas sayılı dosyasında sanığın mağdurlar …, …, …, …, … , …, …, …, …, …, …, … ve …’ya yönelik eylemleri nedeniyle açılan kamu davaları ile ilgili olarak karar verilmediği anlaşılmış ise de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman karar verilebileceği değerlendirilmiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-g maddesinde suçun; “Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle” işlenmesi nitelikli bir hâl olarak düzenlenmiştir. Bu nitelikli halin uygulanması için, basın ve yayın araçlarının dolandırıcılık suçunun işlenmesinde özel bir kolaylık sağlamış olması gerekir. Failin, yarar sağlamak için gerçek olmayan bir durumu basın organında haber ya da reklam olarak yayınlatması ve bunu mağduru aldatmada kullanması halinde basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçu işlenmiş olacaktır.
Bu manada gazeteler ve televizyonlar gibi görsel ve yazılı basın ve yayın araçlarının sağladığı ilân, program, haber içerikleri vb. suça konu edilebilmekte, kişiler kolaylıkla aldatabilmektedirler.
Gazeteye verilen ilanın sadece sanığa ulaşılmasına yardımcı olduğu, şikâyetçinin aldanmasında ve hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde kolaylık sağlamadığı takdirde TCK’nın 158/1–g maddesinin varlığından söz edilemez. Yine şikâyetçinin basit bir araştırmayla gerçeği öğrenebileceği durumda, dolandırıcılığın nitelikli halinden bahsedilemez. Gazetede münhasıran ilan verilmesi yeterli olmayıp, ilanında hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde tarafların aldatılmasında etkisinin bulunması gerekir. Gazetede sahibinden satılık eşya ilanında, eşya tanıtılmadan soyut bir bilgilendirme üzerine verilen telefondan yapılan arama ile gelişen aldatmada, gazeteye verilen ilanın failin sadece şikayetçiye ulaşmasına yardımcı olduğu, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesi ve şikayetçinin aldatılmasında bir kolaylık sağlamadığı hallerde, “basit dolandırıcılık”, ilanda eşya gerçeğine aykırı olarak tanımlanıp, orjinalinden daha ucuza gösteriliyorsa, teşhir ve gösterim üzerine mağdur yanıltılmışsa nitelikli dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Yardım kuruluşları ile yardımlaşma derneklerinin internet sitelerine yardıma ihtiyaçları bulunduğunu belirterek iletişim bilgilerini de bırakan mağdurlar …, …, …, …, …, …, …, , …, … ve …’a bu vasıtayla telefonla ulaşan sanığın, kendilerine yardımda bulunacağını, ancak havale ücretini yatırmaları gerektiğini söyleyerek ikna ettiği mağdurların, banka veya PTT hesabına muhtelif miktarlarda para yatırmalarını sağlayarak menfaat temin ettiği olayda; yerel Mahkeme’nin 09/04/2013 tarih ve 2011/151 esas, 2013/215 karar sayılı kararıyla sanığın mağdurlara yönelik eylemleri nedeniyle ayrı ayrı mahkumiyetine kararı verildiği, Dairemizin 06/11/2013 tarih ve 2013/23007 esas, 2013/16832 sayılı kararıyla sanığın tüm mağdurlara yönelik eylemlerinin TCK’nın 157/1. maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden TCK’nın 158/1-g maddesi gereğince hüküm kurulması, mağdur …’ye yönelik eyleminden TCK’nın 35. maddesinin uygulanmaması ve mağdur …’a yönelik eyleminden dolayı mükerrer dava bulunup bulunmadığı araştırılarak hüküm kurulması gerekçeleriyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda sanığın mağdurlara yönelik eylemi nedeniyle dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçundan verilen mahkûmiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmadan sonra yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 13/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.