Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/1772 E. 2014/3408 K. 25.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/1772
KARAR NO : 2014/3408
KARAR TARİHİ : 25.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; şikayetçinin bedensel engelli olduğu, olay günü cep telefonundan arandığı, Mardin’den aradığını söyleyen şahsın bedensel engellilerin vergiden muaf olmaları nedeni ile 650 TL göndermesi halinde kendisine 4 adet Samsung D 900 marka cep telefonu, 1 adet Toshiba marka dizüstü bilgisayar, 1 adet Sony marka el kamerası gönderebileceğini söylediği, şikayetçinin inanarak 26.12.2006 tarihinde sanığa ait … Bankası … Şubesin de ki hesaba önce 400,00 TL daha sonra 250,00 TL havale gönderdiği, bilahare sanığın talebi üzerine 04.01.2007 tarihinde 130,00 TL daha havale ettiği, sanığın parayı almasına rağmen vaat ettiği elektronik eşyaları göndermediği, suçta kullanılan banka hesabının sanık …’e ait olduğu, her ne kadar sanık banka kartını kaybettiğini beyan etmiş ise de ilgili bankaya kayıp nedeni ile başvuru yapmadığı, sanığın şikayetçiyi kandırdığı ve kendisi yararına banka hesabına 780 TL havale yapılmasını sağladığı, atılı suçun bu şekilde sübut bulduğu anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu konuda karar verecek merci, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesinde düzenlenmiş olup aynı maddenin 5. fıkrası ile de tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıverilmeye ilişkin hükümlerin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenlerle denetimli serbestlik süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tayin ve tespiti gerektiği gözetilmeden, infazı kısıtlar biçimde “1 yıl süre ile” denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi,
2-5237 sayılı TCK’nın 53.maddesi 1.fıkrasının a.b.d.e bendinde yer alan hakları kullanmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, aynı fıkranın (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine “sanığın 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1/a, b, d, e bendindeki haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 53/1-c bendindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma haklarından koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi ve TCK’nın 58. maddenin uygulanması ile ilgili bölümden “sanık hakkında cezanın infazından sonra başlamak üzere 1 yıl denetimli serbestlik tedbirinin uyğulanmasına” ifadesi çıkarılmak suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.