Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/17729 E. 2017/7833 K. 20.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/17729
KARAR NO : 2017/7833
KARAR TARİHİ : 20.03.2017

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma
HÜKÜM : Beraat

Bedelsiz senedi kullanma suçundan sanığın beraatine dair hüküm müşteki vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Müştekinin 02.10.2012 tarihli talimatla alınan beyanında davaya katılma talebinde bulunmasına rağmen, mahkemesince davaya katılması hususunda bir karar verilmemiş ise de; suçtan zarar gören müştekinin 5271 sayılı CMK’nın 260. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı olduğu anlaşılmakla, müştekinin 5271 sayılı 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılan olarak kabulü ile katılan vekilinin sanık hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın yetkilisi olduğu …..Gıda isimli işletmeye işe girebilmek için müştekinin toplam değeri 100.000 TL olan senetleri imzalayarak verdiği, senetler teminat olarak verildiğinden başka bir şahsa verilemeyeceğine dair de tarafların anlaştıkları, bir süre sonra müşteki işten ayrılırken senetlerin iadesi talep ettiğinde, senetlerin verilmemesi üzerine avukatı kanalıyla ihtar çektiğinde 2.500 TLbedelli iki adet senet ile bir adet 20.000 TL olan senedin tahsili için bankalara verildiğine dair ihtarlar geldiği, bunun üzerine müştekinin bu senetler için ayrı ayrı şikayetlerde bulunduğu, bu şekilde sanığın birden fazla bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediği iddia edilen olayda, müştekinin imza inkarında bulunduğu senetler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde senet üzerindeki imzaların ve bir kısım yazıların müştekiye ait olduğunun tespit edildiği, ayrıca … İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 24.03.1989 tarih ve 1988/1-1989/2 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere, senedin bedelsiz kaldığının ya da anlaşmaya aykırı kullanıldığının HUMK’un belirttiği istisnalar dışında, takibe konulan miktarın yazılı delille ispatlanmasının zorunlu olmasına rağmen, müştekinin söz konusu bono nedeniyle borcunun olmadığına dair belge ibraz edemediği anlaşılmakla; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre müşteki vekilinin eksik ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğu bir nedenine dayanan temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 20/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.