YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/1773
KARAR NO : 2014/3936
KARAR TARİHİ : 04.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Karar başlığındaki suç tarihinin son para yatırma tarihi olan “19/04/2010” olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan bu düzenlemeyle failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu, onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir. Suçun maddî unsuru, kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek, yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere, para veya başkaca menfaat almak, kabul etmektir.
Kamu görevlisi, TCK’nın 6. maddesinde tanımlanmış ve açıklanmıştır. Bu suçun meydana gelmesi için, suç konusunun resmî nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir. Faildeki ahlaki kötülüğün, yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp, aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti, suçu nitelikli hâle getirmiştir.
Bu iddia yapıldığında, o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı, ya da o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir. Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır. Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz. Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı “… Başsavcısına, … kaymakamına vereceğim” şeklindeki beyanında Başsavcının, Kaymakamın kişi, makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır. Failin, belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’nın 158/2. maddesi uygulanamayacaktır. Keza, failin, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.) olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi, basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır.
Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Müteahhitlik yapan katılanı daha önceden tanıyan sanık …’ın, hakkında atılı suçtan verilen mahkumiyet kararı Dairemizin 02.10.2013 tarih ve 2013/20902-14626 sayılı kararıyla onanan sanık…’un etkin görevde bulunduğunu, ayrıca müsteşar yardımcısı…’ı tanıdığını, Hazine Müsteşarlığı’nca ihaleler yapılacağını, bu ihalelerde arsa ve araçların değerlerinin çok altında satılacağını, işin çok karlı olduğunu söyleyerek katılanı ihalelere girme konusunda ikna ettiği, diğer sanık … ile fikir ve işbirliği içerisinde hareket ederek temin ettiği Hazine Müsteşarlığı antetli ve içerik olarak da bahsi geçen idarenin evrakı izlenimi uyandıran teklif mektubu, araç çıkış ve teslim tesellüm belgesi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı imalat yeterlilik belgesi gibi belgelerle inandırıcılığını güçlendiren ve katılanı aldatan sanık…’nin, katılanı zaman içerisinde telefon ile aradığı ve müsteşar yardımcısı …, müsteşarlık görevlisi … olduğunu söylediği şahıslar ile de ihalelerin katılan lehine sonuçlanacağına ilişkin telefonda görüşmeler yaptırdığı, sanığın bu şekildeki hileli söz ve davranışlarına inanan katılanın, ihale teminat bedeli ve masrafları adı altında 24/09/2009 ila 19/04/2010 tarihleri arasında Hazine Müsteşarlığı görevlisi olduğunu düşündüğü sanık …’un ismine sanıkların bildirdiği banka şubeleri aracılığıyla peyder pey 461.073 TL civarında para havale ettiği, havale edilen paranın sanık … tarafından çekildiği olayda, mahkemenin “kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle dolandırıcılık” suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.