Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/17773 E. 2014/17850 K. 03.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/17773
KARAR NO : 2014/17850
KARAR TARİHİ : 03.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanık …’ın, mağdur …’a ait nüfus cüzdanını veya fotokopisini bir şekilde ele geçirerek üzerine kendi resmini yapıştırdıktan sonra renkli fotokopi veya bilgisayar ortamında sahte nüfus cüzdanı elde ettiği, bu sahte kimlikle ilk olarak 08/06/2012 tarihinde …A.Ş. İzmir… Bayiisine başvurup … adına abone sözleşmeleri imzalayarak 2 adet cep telefonu hattı aldığı; yine aynı sahte kimlikle 14/06/2012 tarihinde bu sefer… Ticaret Limited Şirketi’nin Işıkkent Bayiisine başvurarak 1 adet E-72 Nokia cep telefonunu 20 ay vadeli olmak üzere 820 TL’ye almak için … adına satış sözleşme evraklarını imzaladığı, ancak sonradan olayın anlaşılması üzerine cep telefonunu teslim alamadığı; 15/06/2012 tarihinde ise … A.Ş. İzmir Fevzipaşa şubesine başvurarak … adına kredi sözleşme evraklarını imzalayan sanık …’ın 10.000 TL kredi çekmek için başvurduğu, ancak kredi talebinin reddedildiği; 18/06/2012 tarihinde de … A.Ş. İzmir Basmane Şubesine başvuran sanık …’ın yine … sahte kimliğini kullanarak kredi sözleşme evraklarını imzalayıp 3.000 TL kredi çektiği, yargılama aşamasında … ile … A.Ş.’nin zararını giderdiği sabit olmakla, 4 ayrı nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1- …, … ve … A.Ş’ye karşı işlenen nitelikli dolandırıcılık suçları ile 4 ayrı özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- … Ticaret Limited Şirketi’ne yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken 200 gün olarak belirlenen adli para cezasından TCK’nın 35/1. maddesi uyarınca ¼ oranında indirim uygulanırken, “150 gün” yerine “1.200 gün” olarak hesaplanması, sonuç cezanın da “3.000 TL” yerine “4.000 TL” olarak tayin edilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “Binikiyüz gün” ve “4.000,00 TL” terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “Yüzelli gün” ve “3.000 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.