Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/17950 E. 2014/16850 K. 21.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/17950
KARAR NO : 2014/16850
KARAR TARİHİ : 21.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması nedeniyle Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesi’nin eski hale getirme talebinin Yargıtay da incelenmesi ile temyiz talebinin reddine ilişkin verdiği 10.04.2014 tarihli ek kararının hukuki değerden yoksun olduğu; bu bağlamda, sanığın yokluğunda verilen hükmün Cumhuriyet savcılığındaki iş yeri adresine 27.08.2013 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, dosya kapsamından sanığın bu adresine daha önce geçerli bir tebligat yapılmamış olması nedeniyle mahkemece yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından, 22.10.2012 tarihli karara karşı eski hale getirme ve temyiz isteminde bulunan sanık müdafiinin temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, 10.04.2014 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, … isimli şahıs adına kayıtlı olan … plakalı aracı şikayetçi …’a 9 500 TL ye satıp bedelini peşin olarak aldığı, aracın devrini bir hafta içerisinde vereceği hususunda şikayetçiye tahaüdde bulunduğu, aracın üzerinde banka tarafından konulmuş rehin olmasına rağmen sanığın aracı sattığı, ancak rehinle ilgili sorunu çözmediği için aracın banka tarafından haczedildiği, haciz işlemi sonunda sanığın parayı şikayetçiye iade etmediği, böylelikle üzerinde banka haczi bulunan ve bu haczi kaldırıp devrini yapacağı hususunda söz verdiği aracın devrini yaptırmayarak haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda, şikayetçinin ifadesinde olay tarihinde sanıktan bir araç alıp parayı teslim ettiğini, araç üzerinde rehin olduğunun kendine söylenmediğini, sonra bankanın bu aracı kendinden aldığını beyan ettiği, olay tarihinde sanığın araç alım satımı işiyle uğraştığının sanık hakkında devam etmekte olan diğer dava dosyalarıyla anlaşıldığı, diğer mahkeme dosyalarında da sanığın aynı yolu takip ettiği, rehinli ve hacizli araçları satarak paralarını peşin aldığı, daha sonra ortadan kaybolduğu, şikayetçi …’a da üzerinde rehin olan aracı sattığı, sanığın çalışma sisteminde şikayetçilerle samimiyet tesis ederek, onların inceleme ve araştırma ihtiyaçlarını devre dışı bıraktığı; böylece menfaat temin ettiği, anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.