Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/17987 E. 2014/16522 K. 15.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/17987
KARAR NO : 2014/16522
KARAR TARİHİ : 15.10.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu,TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir.Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir.Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür.Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir.Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir.Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, katılan … ‘ın işyerinde çalışan eşi …’in yanına gidip geldiği sırada … ‘ın masasının çekmecesinde bulunan çek koçanını çaldığı, daha sonra sahte olarak düzenlemek suretiyle katılan …’ye olan borcu nedeniyle 25.000TL meblağlı, katılan … ‘e olan borcu nedeniyle 13.500 TL meblağlı sahte çekleri verdiği olayda;
1-Hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Sanığa yüklenen suçun gerektirdiği cezanın miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen yedi yıl altı aylık kesintili dava zamanaşımının, suç tarihi olan Mart 2005 ve inceleme tarihi arasında gerekleşmiş olması nedeniyle sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321 maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
2-Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Resmi belgede sahtecilik suçu açısından, sahte çeklerin verildiği mağdur sayısınca sahtecilik suçu oluşacağı gözetilmeyerek, sanığa eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a-Suç tarihlerinin katılan … ‘e yönelik nitelikli dolandırıcılık ile resmi belgede sahtecilik suçları yönünden Nisan/2005 olduğu, katılan …’ye yönelik nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden ve mağdurlar … ile …’a yönelik resmi belgede sahtecilik suçları yönünden kesin olarak belirlenmemiş bulunduğu da gözetilerek, öncelikle her bir suç için suç tarihlerinin şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ile belirli olan ve belirlenecek suç tarihlerine göre gerekiyorsa 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesine göre lehe kanunun tespiti yönünden karşılaştırma da yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Sanığa yüklenen katılanlar … ve …’ye yönelik nitelikli dolandırıcılık suçları yönünden; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.03.1998 tarih ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere; önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı dikkate alınarak, somut olaylarda; sanığın söz konusu çekleri önceden doğmuş borçlar için verip vermediği kesin olarak belirlenip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekeceği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
c-Suça konu çeklerin dosyada delil olarak saklanmasına karar verildiği halde 5237 sayılı TCK’nın 54/1 maddesi gereği müsaderesine ibaresinin de eklenmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.