Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/18281 E. 2015/23921 K. 20.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/18281
KARAR NO : 2015/23921
KARAR TARİHİ : 20.04.2015

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
CMK’nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, şikayetçi vekilinin şikayet dilekçesi ile sanığın cezalandırılmasını istediği ve 15/10/2012 tarihli duruşmaya mazeret dilekçesi verdiği ve mahkeme tarafından mazeretinin kabulüne karar verildiği, ancak duruşma gününün şikayetçi vekiline tebliğ edilmediği, kararı temyiz etmekle de davaya katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşılmakla, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, mağdurun katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören şikayetçi şirketin davaya katılmasına ve vekilinin katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilmekle, katılan vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehin etmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.

Sanığın katılan şirketten finansal kiralama sözleşmesi ile 20/05/2005 tarihinde forklift aracı kiraladığı, sanığın taksitleri ödemediği için imzaladıkları sözleşmenin 34. ve 3226 Sayılı Kanun hükümlerine göre 15/02/2007 tarihinde … Noterliği’nden fesih ihtarı yapılıp sanıktan 60 günü takiben 5 gün içinde aracı iade etmeleri talep edilmesine rağmen sanığın aracı iade etmediği, katılan şirket tarafından yapılan ihtiyati hacizde sanığın ve malların işyeri adresinde bulunmadığından haczin yapılamadığı olayda;
Sanığın 2005 yılında iflas ettiğini ve karşılıksız çekler nedeniyle ceza evine girdiğini, bu süre içerisinde alacaklı firma olan … Petrol’ün işyerine gelerek mallarına ve forklifte el koyduğunu, aracın şuan bu firmada bulunduğunu, cezaevinde olduğundan bu durumu sonradan öğrendiğini savunması, getirtilen … İcra Müdürlüğünün 2006/335 esas sayılı dosyasının taraflarının farklı kişiler olduğunun anlaşılması, sanığın cezaevinde bulunduğu belirtilen 31/01/2009-14/02/2009 tarihinin, ihtarın yapıldığı tarihten çok sonra olduğunun anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından sanığın beyanında belirttiği … isimli firmanın yetkilisinin ve …’nun tanık sıfatıyla beyanının alınarak suça konu forkliftin kendilerinde olup olmadığının, forklifti ne surette aldıklarının, icra yoluyla almaları halinde buna ilişkin icra dosyalarının getirtilerek ve sanığın ihtarın yapıldığı tarihte cezaevinde bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/04/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.