YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/18463
KARAR NO : 2014/19150
KARAR TARİHİ : 18.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet, temyiz isteminin reddi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın, 26.05.2014 tarihli dilekçesiyle eski hale getirme talebinde ve temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması karşısında, mahkemenin eski hale getirme talebinin reddine ilişkin verdiği 03.06.2014 tarihli ek karar kaldırılmak suretiyle yapılan incelemede,
Sanığın yokluğunda verilip son bildirdiği adrese yapılan tebligatın sanığın adres bildirmeden ayrıldığından tebliğ edilememesi ve sanığın mernis adresi bulunmaması nedeniyle, mahkemece 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesine göre usulüne uygun olarak 20.11.2012 tarihinde tebliğ olunan 11.04.2011 tarihli hükme yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 24.11.2011 tarihli eski hale getirme ve temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın temyiz dışı sanık … ile birlikte katılanın evine geldiği, sanığın kendisini doktor …’ü ise valilikte kontrol memuru olarak tanıttıkları, katılana ” seni sosyal yardımlaşmaya yazdıralım…” dedikleri, o sırada cep telefonuyla yetkili birisiyle görüştükleri iznenimi verip, karşıda bulunan ve… olarak hitap ettikleri kişiye katılanı kast ederek ”şahsı kaydedin, biz kontrolleri yaptık…” diyerek katılandan kayıt parası adı altında 45 TL aldıkları katılanın daha sonra valilikte yaptığı araştırma sonucu dolandırıldığını anladığı somut olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı, hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün olması karşısında bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 18.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.