Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/19564 E. 2014/19149 K. 18.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/19564
KARAR NO : 2014/19149
KARAR TARİHİ : 18.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik olduğu, katılan …’e yönelik eylemine hakkında CMK’nın 223/7. maddesi gereğince verilen red kararına yönelik temyiz isteminin bulunmadığı belirlenerek yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın yerel gazetelerde ve internette güvenlikçi veya bekçi aranıyor şeklinde tamamen gerçeğe aykırı, sahte işyerleri isimleriyle veya gerçek işyerlerinin adı kullanılarak gerçekte onlara ait olmayan ilanlar verdiği, bu ilanlarda verilen telefon numarasını arayan şikayetçilerin kendisine ulaşmasını sağladığı,
konuştuğu her şikayetçiye bekçilik belgesi veya güvenlik sertifikası gerektiğini söyleyerek bu belgelerin çıkartılması için şikayetçilerden para istediği, zaten işi olmayan şikayetçilerin ilanların gazete ve internetten verilmesinin sağladığı güven ile işe ihtiyaçları da olması nedeniyle sanığın yalanlarına inanarak söylediği miktarda paraları sanığa ait PTT hesabına yatırdıkları, şikayetçiler parayı yatırdıktan sonra tekrar sanıkla irtibata geçtiklerinde sanığın onları çeşitli bahanelerle oyaladığı, bazılarının telefonuna dahi çıkmadığı, sanığın bazı şikayetçilere parayı anneannesi olan Mayser Kukunun kimlik numarası ile yatırtarak bu paraların kendi hesabına anneannesi tarafından yatırıldığı izlenimi vermeye çalıştığı, sanığın şikayetçilerle konuşurken gerçek kimliğini kullanmadığı, değişik sahte isimler kullandığı, ayrıca kendi adına olmayan başka kişiler adına açılan telefon hatlarını kullanarak kendisini gizlemeye çalıştığı, sanığın şikayetçilerle genelde mesai saatinden sonra veya tatil günleri konuşarak paraları özellikle PTT matikler kullandırıp yatırtarak hesapla ilgili bilgi sahibi olmalarını önlemeye çalıştığı, bu şekilde müştekileri verdiği sahte iş ilanı ve telefon konuşmaları ile ikna eden sanığın hileli hareketlerle şikayetçilere işe alınmaları için bekçilik veya güvenlik belgesi gerektiğini ve bu belgelerin çıkarılması için para gerektiğini söyleyerek hileli yollarla kandırarak menfaat sağladığı iddia olunan somut olayda;
1-Sanık hakkında katılanlar …, şikayetçiler …, ve …’e yönelik eylemlerine yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık hakkında katılanlar …, … şikayetçi …’a yönelik eylemlerine yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde;
a-Sanığın katılanlar …, …’a yönelik eylemleri yönünden;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine göre,sanık müdafiin suçun sübutuna ve uygulamaya ilişkin sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİ, ancak;
Somut olayda; sanığın internet sitesi yoluyla katılanlarla irtibat kurmaması ve bu menfaatin temininde internet ortamının araç olarak kullanılmaması, ancak sanığın Erzurum İşkur Müdürlüğü’ne verdiği ilan nedeniyle kurum çalışanları tarafından katılan …’un yönlendirmesiyle sanıkla irtibat kurduğunun anlaşılması karşısında, sanığın katılan …’a ve …’a yönelik eyleminin TCK’nın 157/1. maddesi, kapsamında kalacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Sanığın şikayetçi …’a yönelik eylemleri yönünden;
TCK’nın 158/1-g maddesinde suçun; “Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle” işlenmesi nitelikli bir hâl olarak düzenlenmiştir. Bu nitelikli halin uygulanması için, basın ve yayın araçlarının dolandırıcılık suçunun işlenmesinde özel bir kolaylık sağlamış olması gerekir. Failin, yarar sağlamak için gerçek olmayan bir durumu basın organında haber ya da reklam olarak yayınlatması ve bunu mağduru aldatmada kullanması halinde basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçu işlenmiş olacaktır.
Bu manada gazeteler ve televizyonlar gibi görsel ve yazılı basın ve yayın araçlarının sağladığı ilân, program, haber içerikleri vb. suça konu edilebilmekte, kişiler kolaylıkla aldatabilmektedirler.
Gazeteye verilen ilanın sadece sanığa ulaşılmasına yardımcı olduğu, şikâyetçinin aldanmasında ve hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde kolaylık sağlamadığı takdirde TCK’nın 158/1–g maddesinin varlığından söz edilemez. Yine şikâyetçinin basit bir araştırmayla gerçeği öğrenebileceği durumda, dolandırıcılığın nitelikli halinden bahsedilemez. Gazetede münhasıran ilan verilmesi yeterli olmayıp, ilanında hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde tarafların aldatılmasında etkisinin bulunması gerekir.
Somut olayda; sanığın gazetede vermiş olduğu iş ilanının sadece sanığa ulaşılmasına yardımcı olduğu, şikayetçinin aldanmasında ve hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde kolaylık sağlamadığı, şikayetçinin gazete ilanına güvenerek para gönderdiği söylenemeyeceğinden, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157/1.maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden, dolandırıcılık suçunun basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlendiğinden bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.