Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/20185 E. 2014/20240 K. 03.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/20185
KARAR NO : 2014/20240
KARAR TARİHİ : 03.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık (vasıf değişikliği ile hırsızlık)
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun olan Mahkemenin 20/06/20014 tarih ve 2013/1 E. 2014/124 K. sayılı kararının kaldırılması gerektiği, yapılan uyap araştırmasında, sanığın tebligatın yapıldığı tarih olan 11/04/2014 tarihinde Tokat T Tipi Kapalı Cezaevi’nde hükümlü olarak bulunduğu anlaşılmakla, eski hale getirme talebi ile 19/06/2014 tarihli temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunda ise, başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere ziyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, cezalandırılmaktadır. Zilyetlik rızayla faile devredilmelidir.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Somut olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.06.2012 gün ve 2011/15-440 2012/225 sayılı kararı da nazara alındığında; sanığın, şikayetçinin kız arkadaşını aramak için cep telefonunu istediği, konuşması bittikten sonra yakındaki parka doğru giderek oradan uzaklaştığı 14/11/2006 tarihli kolluk ifadesinde de paraya ihtiyacı olduğundan suça konu telefonu tanımadığı birine sattığını beyan ettiği eyleminde, şikayetçinin geçici de olsa zilyetliği devir iradesinin olmadığı, fiili hakimiyetin kaybı sonucu oluşan zilyetlik ile de hırsızlık suçunun oluşacağına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine, ancak;
Sanık hakkında kurulan 19.06.2007 tarih ve 2006/905 esas, 2007/518 karar sayılı ilk hükme yönelik aleyhe temyiz bulunmadığı halde 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesine aykırı davranılıp ceza miktarı itibari ile kazanılmış hakkı gözetilmeyerek yazılı şekilde fazla cezaya hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak; bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükme son fıkra olarak “Ceza miktarı itibariyle kazanılmış hak gözetilerek, sanığın 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca infazın 6 ay hapis ve 100 TL adli para cezası üzerinden yapılmasına” ibaresi eklenilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03/12/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.