YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/20306
KARAR NO : 2014/20110
KARAR TARİHİ : 02.12.2014
Kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2,3-e,62/1,52/2 maddesi gereğince 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İncesu Asliye Ceza Mahkemesi’nin 25.08.2011 tarihli ve 2010/137 esas, 2011/45 sayılı ek kararın lehine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2014 tarih ve 2011/264552 sayılı tebliğnamesi ile dairemize gönderilmiş, Dairemizin 23.09.2014 tarih ve 2014/15379 Esas 2014/15249 sayılı kararıyla hükmün Bozulmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan Kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 308. Maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen itiraz nedeni yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 23.09.2014 tarih ve 2014/15379 esas 2014/15249 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır.Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Somut olayda; katılan sanık … ile …, … ve …’ın olay günü kavga ettikleri ve kavga neticesinde …’in basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, olay gecesi …’in tanık … ile birlikte alkol aldıktan sonra tanık…’a ait İnternet Cafeye geldiği, tanık… ile konuşurken sanık …’ın arabasıyla gelerek önlerinde durduğunu, …’e “gel lan yanıma, seninle konuşacağız” dediği, …’in kolundan tutup çekiştirerek konuşmak için çağırdığı, …’in konuşmak istemediği, arabasına binip gittiğini, …’ın da arabasına binip …’in peşinden gittiği, onların arkasından da tanıklar… ve İbrahim’in arabaya binip gittikleri, 5 dakika kadar sonra …’ın arabasıyla geri geldiği, arabasını park edip aşağı indiği, …’ın çocukları olan … ve …’in de olay yerine geldikleri, onlardan hemen sonra …’in arabasıyla gelerek yolun kenarında durup arabasından indiğini ve …’a “bu kadar milletin içinde bana ne artistlik yapıyorsun, ne konuşacaksın benimle ” dediği, …’ın sinkaflı küfürler ederek …’in üzerine yürüdüğü, …’in anahtarlığında takılı olan küçük bıçağı eline aldığı, …’ın kaçmaya başladığı, …’in de onu kovaladığını, bu şekilde arabanın etrafında bir iki tur attıkları …’ın arabasının bagajından bir sopa aldığı, …’in yerden taş alıp …’ın arabasının üzerine attığı, arabanın ön camının çatladığı, tanık …’in …’in elindeki bıçağı aldığı, sanık … ile çocukları olan … ve …’in ellerindeki sopalarla …’e vurmaya başladıkları, … ve …’in …’in arabasını tekmeledikleri, kavga sırasında her iki taraftaki kişilerin bir birlerine küfür ettikleri iddia edilen olayda, katılan sanık …’in, sanık … tarafından kendisine atılmış olan parke taşını yerden alarak sanık …’a ait araca atarak zarar verdiği ve üzerine atılı mala zarar verme suçunu işlediği, …’ın ise elinde bulunan sopa ile …’i basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı ve üzerine atılı silahla yaralama eylemini işlediği, tarafların karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettiği, ancak her ne kadar kadar … ve … hakkında mala zarar verme suçundan dolayı kamu davası açılmış olsa da, dosyada zarara ilişkin katılan-sanık … tarafından herhangi bir beyan veya bildirimde bulunulmadığı, dosyada zarara dair başkaca bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından bu suç yönünden sanıkların beraatına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Katılan sanık … hakkında hakaret, sanık … hakkında hakaret, sanık … hakkında hakaret ve mala zarar verme ile suça sürüklenen çocuk … hakkında hakaret ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 52/4. maddesine göre; “kararda, adli para cezasının sanıktan 10 eşit taksitle tahsiline ” karar verildiği halde, taksit aralığının açık bir şekilde gösterilmemiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “söz konusu adli para cezasının sanıktan birer ay arayla 10 eşit taksitle ödenmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre karar tarihi itibariyle; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE, 02.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.