YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/21579
KARAR NO : 2017/11070
KARAR TARİHİ : 17.05.2017
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek
HÜKÜM : Sanık … hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazın reddi
Sanıklar … ve … hakkında ayrı ayrı TCK’nın 158/1-d, 35, 62, 52/2-4, 53/1-3, 205, 35, 62, 53/1-3 maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgeyi bozmak suçlarından sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler sanıklar müdafileri ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar … ve …’ın, … Liman İşletmeleri Anonim Şirketinin temsil ve ilzama yetkili kişileri, sanık …’in ise şirketin müdürü oldukları, katılanın, …. Liman İşletmeleri Anonim Şirketi ile 2002 yılında yapılan kira sözleşmesi kapsamında kira borcuna karşılık olarak bedelleri yazılı ancak vade ve tanzim tarihleri açık şekilde toplam miktarı 87.500 Euro olan üç ayrı emre muharrer senedi imzalayarak verdiği ancak kira süresi içerisinde tüm kira bedellerini düzenli olarak ödediği ve senetleri istediği ancak geri verilmeyen senetlerin üzerindeki vade ve tanzim tarihleri doldurularak ve “bedeli” ibaresinden sonra yazılmış olan “kira” ibaresi silinerek 05/01/2010 tarihinde katılan aleyhine icra takibi başlatıldığı, bu suretle sanıkların nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgeyi bozmak suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1- Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgeyi bozmak suçlarından kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde,
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanıklar hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara karşı sanık müdafi ile katılan vekilinin yaptığı itirazı üzerine, ilgili Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda verilen ret kararı ile verilen hükmün kesinleştiği anlaşıldığından, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2- Sanıklar hakkında resmi belgeyi bozmak ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde,
a) Bonoda şekil şartları suç tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nun 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” yada “emre muharrer senet” ibaresi, kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2003/19-781 esas, 2003/768 karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının, varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def’i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştır. Bonoda ki ”kira içindir” ibaresi malen kaydı gibi bir bedel kaydıdır. Bu durumda senette “kira içindir” ibaresinin bulunması, T.T.K.’nun 688. maddesi uyarınca, bono niteliğini etkilemeyeceğinden takip dayanağı bono yasal unsurları içeren kambiyo senedi vasfındadır. Bu açıklamalar ışığında, sanıkların şirketi tarafından icra takibine konu olan üç ayrı senedin, tanık Hasan … ile katılan tarafından kira borcuna yönelik olarak hazırlandığı ve katılanın senetleri imzaladığı ancak vade ve tanzim tarihleri boş olarak sanıkların şirketine teslim edildiği, senetlerin miktarı, alacaklısı ve katılan tarafından imzalandığı konularında ihtilaf bulunmadığı, ancak katılanın kira borcunu ödemesine rağmen senetlerini geri vermeyen sanıkların boş olan vade ve tanzim tarihleri kısımlarını tamamlayarak ve bedeli ibaresinden sonra yazılı olan “kira” ibaresini silerek senet bedellerini tahsil etmek amacıyla takip başlattıkları, 5237 sayılı TCK’nın 209/2 maddesi gereğince, boş verilen senedin doldurulmasının suç sayılması için hukuka aykırı olarak ele geçirip ya da elde bulundurmak gerektiği, olaya konu senetlerin ise, katılan tarafından sanıkların şirketine rıza dahilinde verildiğinin sabit olduğu, “kira” ibaresinin mevcudiyetinin ise senet vasfını engellemedeği gibi icra takibi konusunda da etkisi olmadığı, bu nedenle, suça konu senetlerin sahte senetler değil geçerli senetler oldukları ve “kira” ibaresinin silinmesinin “faydasız sahtecilik” niteliğinde olması nedeniyle atılı belgede sahtecilik suçunun, yasal unsurları itibariyle oluşmayacağı anlaşılmakla, sanıklar hakkında beraat hükmü kurulması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde resmi belgeyi bozmak suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
b) Olaya konu senetlerin kira ilişkisine bağlı olarak katılan tarafından imzalanarak verilmiş olmaları ve kira borcunun takip tarihinden önce ödenmiş olması nedeniyle, hukuken geçerli senetlerin icra takibine konulması ile 5237 sayılı TCK’nın 156. maddesinde belirtilen “bedelsiz senedi kullanma” suçunun oluştuğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde suç vasfında hataya düşülerek nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan hüküm kurulması,
c) Sanıklara yüklenen bedelsiz senedi kullanma suçu nedeniyle hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. maddelerinde düzenleme yapıldığı gözetilerek yeni düzenlemeye göre uzlaştırma işlemleri yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
aa) Sanıklara yüklenen sahtecilik suçundan … herhangi bir maddi zararının bulunmaması ve eylemin emre muharrer senet üzerinde tahrifat yapılması ya da sahtecilik yapılan belgenin kullanılması anında tamamlanması karşısında, sanıklar hakkında teşebbüs indirimi uygulanmaması gerektiği gözetilmeksizin, 5237 sayılı TCK’nın 35. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
bb) Nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulurken hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafiilerinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, hükümlerin BOZULMASINA, 17/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.