Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/21751 E. 2015/108 K. 12.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/21751
KARAR NO : 2015/108
KARAR TARİHİ : 12.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın, 2007/14 sayılı doğrudan gelir desteği ödemesi yapılmasına dair tebliğ gereğince, bu destekten faydalanmak maksadıyla.. Tarım Müdürlüğü’ne yaptığı başvurusunun değerlendirilerek yapılan hesaplamalar sonucunda sanığa 2006 yılı tarımsal destekleme kapsamında 09.04.2007 tarihinde birinci taksit olarak 551,80 TL ödeme yapıldığı, ödeme tarihinden sonra 13.04.2007 günü örnekleme suretiyle yapılan inceleme ve denetlemelerde sanığın beyannamesinde bildirmiş olduğu …köyünde bulunan 182, 480 ve 481 no’lu parsellere ilişkin olarak toplam 27,92 dekar hakkındaki bildiriminin doğru olmadığının belirlendiğinin iddia edildiği olayda;

1-Sanığın aşamalardaki savunmalarında, tapularını arzuhalciye vererek başvuru formunu doldurttuğunu, kendisinin ise imzaladığını, bu parsellere ilişkin sehven başvuruda bulunduğunu, 182 no’lu parselde ise yonca ekimi yaptığını belirterek suçlamaları kabul etmemesi, yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda da 182 no’lu parselin % 35’inde yonca ekili olduğunun tespit edilmesi yanı sıra, başvuruda bulunduğu 44.760 metrekarelik taşınmazda gerçeğe aykırılığın belirlenememesi nedeniyle beyanda bulunulan arazinin sayıca ve alan olarak çokluğu da dikkate alınarak suça konu arazilere sehven başvuruda bulunmuş olabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, beraatı yerine yazılı gerekçelerle mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
2-Suçun tamamlanmasından sonra tüm zararı giderdiği anlaşılan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.