YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22499
KARAR NO : 2015/27076
KARAR TARİHİ : 18.06.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
… (tanık) adlı şahsın Fortisbank-Bodrum şubesi nezdinde bulunan çek hesabına ait gibi görünen, anılan kişinin anlatımları, ilgili banka şubesinin 11.11.2008 tarihli cevabi yazısı ve 22.01.2013 tarihli Adli Tıp İhtisas Dairesi raporuna göre “sahte” olduğu kabul edilen suça konu 18.07.2009 keşide tarihli 12.750 TL bedelli, hamiline yazılmış, … seri no’lu çek yaprağını, ikinci ciranta sıfatıyla (birinci cirantacısı, açık kimliği ve adresi tespit edilemeyen … … olan) şikayetçi-katılan …’ten aldığı söylenen 4.000 TL’lik hurda malzemenin karşılığı olarak verdiği 01.07.2008 tarihli bononun teminatı olsun diye verip, ödeme yapmayarak haksız yarar sağladığı ileri sürülen sanığın eyleminin Şereflikoçhisar Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.06.2010 tarih ve 2009/369 E; 2010/257 K sayılı “görevsizlik kararına göre” TCK’nın 158/1-f-son, 35.maddesinde tanımlanan “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
1-Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak; tanık … A.’nın 03.11.2010 tarihli beyanı ile aşamalardaki diğer benzer anlatımları dikkate alındığında suça konu çek yaprağının, şikayetçiye 01.07.2008 düzenleme tarihli “bono” ile birlikte aynı anda mı yoksa daha sonra mı verildiği hususunda oluşan çelişkinin taraflar yeniden dinlenerek giderilmesi, katılan …’in 23.03.2010 ve sanığın 11.02.2010 tarihli beyanlarında “kısmi ödemelerden” bahsetmeleri nedeniyle bu hususun araştırılıp ortaya konulması, TCK’nın 168/4.maddesi hükmü de nazara alınıp “etkin pişmanlık” hükmünün sanık lehine uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması, soruşturma evresinde düzenlenen 17.10.2008 tarihli tutanağa göre; “çek yaprağının basit incelemede sahte izlenimi uyandırdığı” tespitinden yola çıkılarak suça konu çek yaprağının “aldatıcılık kabiliyeti olup olmadığı hususunda” gerektiğinde uzman bilirkişi raporu alınması, toplanan deliller birlikte
değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- Sanık hakkında TCK’nın 158/1-f-son, 35.maddeleri uyarınca cezalandırılması istenilmiş olmakla; “ek savunma” hakkı tanınmadan “tamamlanmış suç kabulü” ile karar verilerek CMK’nın 226.maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.