YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/23013
KARAR NO : 2015/1762
KARAR TARİHİ : 02.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Kanada’ya gitmek isteyen katılanın bir arkadaşının vasıtasıyla temasa geçtiği sanıklardan …’un, kendisini … olarak tanıttığı, her iki sanığın, katılana yurtdışı vize işlemlerinde yardımcı olabileceklerini belirterek, kimlik ve pasaport fotokopisi ile 3.000,00 TL para istemeleri üzerine katılanın, sanıklara elden 3.000.00 TL para verdiği, bir müddet sonra Cumhur Kul ismini kullanan sanık …’un … no’lu telefondan katılana mesaj göndererek masraflar için 2.000,00 TL daha göndermesini istediği, sanıklara inanan katılanın 23.07.2010 tarihinde 1.000.00 TL, 26.07.2010 günü ise 1.000.00 TL olmak üzere toplam 2.000.00 TL parayı sanık …’un bildirdiği 6186222 no’lu posta çeki hesabına yatırdığı, paraları çeken sanıkların daha sonra katılanın telefonuna çıkmayarak ortadan kaybolduklarının iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında verilen 28.02.2013 tarihli ek karara yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz isteminin reddine dair 28.02.2013 tarih ve 2011/967-2012/1076 E-K sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle anılan ek kararın ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında kurulan 02.11.2012 tarihli karara karşı yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, değişik zamanlarda ve farklı bahanelerle katılandan menfaat temin etmesi şeklindeki eylemi nedeniyle cezasının TCK’nın 43. maddesi gereğince artırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, hükümde yer alan 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın “c” bendinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.