Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/2322 E. 2014/3281 K. 24.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/2322
KARAR NO : 2014/3281
KARAR TARİHİ : 24.02.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, temyiz talebinin reddi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
09/11/2010 tarihli asıl kararın, sanığın sorguda bildirdiği adresinden başka bir adrese gönderildiği, daha sonra tespit edilen yeni adresine de, 08/03/2011 tarihinde, Tebligat Kanun’un 35. maddesine göre doğrudan ve usule aykırı olarak tebligat yapıldığı, buna göre 16/03/2011 tarihinde kararın kesinleştirildiği, sanığın belirtilen suç nedeniyle cezaevinde olduğu bildirilerek sanığın eşi tarafından 23/11/2011 tarihinde eski hale getirme ve temyiz talepli dilekçe verildiği, mahkeme’nin 23/11/2011 tarihli ek kararıyla, sanığın eşinin temyiz talebinde bulunma hakkının olmadığı belirtilerek, talebin reddine karar verildiği, bu ek kararın, sanığa 01/12/2011 tarihinde tebliğ edildiği, bu şekilde kararı öğrenen sanığın ek karara karşı 10/01/2012 tarihinde temyiz talebinde bulunduğu, yine sanığın eşi …’a da, aynı ek kararın 12/12/2011 tarihinde tebliğ edildiği, bu kişinin de 19/12/2011 tarihinde ek karara karşı temyiz talebinde bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nın 262. maddesine göre, “şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilirler. Şüphelinin veya sanığın başvurusuna ilişkin hükümler, bunlar tarafından yapılacak başvuru ve onu izleyen işlemler için de geçerlidir.” hükmü gereğince sanığın eşinin de kanun yoluna başvurma hakkının bulunduğu dikkate alınarak ve 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması karşısında, Mahkemenin sanık hakkında eski hale getirme ve temyiz talebinin reddine ilişkin verdiği usul ve yasaya aykırı olan 23/11/2011 tarihli ve 2007/551 Esas, 2010/337 Karar sayılı ek karar kaldırılmak suretiyle ve sanığın 02/10/2011 tarihinde cezaevine girmesinden sonra sanığın eşinin 23/11/2011 tarihli temyiz dilekçesinin öğrenme
üzerine ve süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
… Makine Limited Şirketi’ne ait olan ve … Bankası İstanbul …Şubesin’den verilen, içinde suça konu 336414 seri nolu boş çekin de bulunduğu çeklerinin çalındığı, sanığın, suça konu bu çeki bir şekilde ele geçirerek ve boş kısımlarını doldurmak suretiyle ve ilk ciranta olarak hayali isim olan … ismini de sahte olarak yazarak, aldığı mallar karşılığında müşteki …’e verdiği, müştekinin de bir borcu karşılığında çeki başkasına verdiği, bankaya ibraz edildiğinde çekin çalıntı ve sahte olduğunun belirlendiği, yapılan incelemede, çekin ön yüzünde yer alan yazıların sanığa ait olduğunun belirlendiği, birinci ciranta olarak görünen… isimli kişinin var olduğuna dair delil bulunmadığı, böylece sanığın sahte çeki düzenleyip kullanarak resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, müşteki ve tanık beyanları, Adli Tıp Kurumu raporu, ekspertiz raporu ve tüm dosya içeriğine göre, suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve eşi …’ın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 24/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.