Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/24616 E. 2015/1692 K. 02.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/24616
KARAR NO : 2015/1692
KARAR TARİHİ : 02.02.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri,aynı yasanın 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; …, … anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Somut olayda; … Limited Şirketi’nin yetkilisi olan sanık …’ın, … Semtinde 28139 ada ve 2 parselde bulunan taşınmaz üzerine 40 dairelik bina yapmak üzere arsa sahipleri ile noterde 25.06.2003 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı, sözleşmeye göre 20 adet dairenin sanığa verileceği ve sanığın inşaatı tamamlama aşamasına göre arsa sahipleri tarafından bu daireler üzerinde sanığa tasarruf yetkisinin verileceği, sanığın henüz böyle bir yetki almamışken kendisine düşecek olan 3. kat 13 numaraları daireyi katılan Nedime’ye 85.000 TL karşılığında sattığı, 18.04.2004 tarihli kendi aralarında yapmış oldukları sözleşmeye göre katılanın sanığa 50.000 TL’yi peşin olarak verdiği, 25.000 TL’nin tapuda devir esnasında verileceği, 10.000 TL’nin de sonraki 6 ay içerisinde ödeneceğini kararlaştırdıkları, yine sözleşme uyarınca sanığın teminat olarak 100.000 TL’lin bono imzalayarak verdiği, ancak sanığın ekonomik durumunun bozulması üzerine inşaatın henüz %65’ini tamamlayabilmişken katılandan tapu devri esnasında vermesi gereken 25.000 TL’yi de istediği, bunun üzerine katılan Nedime’nin dairenin kendisine devredileceği düşüncesiyle 15.11.2005 tarihinde sanığa 25.000 TL para verdiği ve karşılığında makbuz aldığı, sanığın 2006 yılında inşaattaki işi fiilen bırakarak arsa sahipleriyle yapmış olduğu sözleşmeyi de feshettiği, arsa sahiplerinin başka kişilerle anlaşarak inşaatı tamamladıkları ve katılana satılan dairenin tanık …’a satıldığı ve tapuda eşi adına devir işleminin yapıldığı, sanık …’ın bu şekilde tasarruf yetkisi bulunmamasına rağmen belirli bir tarihte bitireceğini vaadettiği inşaat halindeki daireyi katılana sattığı ve inşaatı tamamlayamayacağını bildiği halde tapu devri esnasında alması gereken parayı erkenden alıp işi de yarım bırakarak ortadan kaybolduğu anlaşıldığından nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 02.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.