Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/2465 E. 2014/3705 K. 27.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/2465
KARAR NO : 2014/3705
KARAR TARİHİ : 27.02.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, temyiz isteminin süre yönünden reddi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Beş buçuk aylık gebe olan ve sağlık güvencesi bulunmadığı bildirilen sanık …’nın (1987), sosyal güvencesi bulunan eltisi sanık …’den (1983), sağlık karnesini rızasıyla alıp suç tarihinde Dr…. Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastenesine (İzmir) müracaat edip “muayene ücreti ve obstetrik US” tetkik-tedavisi alarak hastane idaresince 29,75 TL’lik fatura düzenlenmesine ve bu bedelin S.G.K. tarafından ödenmesine neden olması eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
I)”Nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen “mahkumiyet” hükmüne karşı sanık … müdafiinin 06.07.2011 havale tarihli temyiz dilekçesi üzerine mahkemece verilen 15.07.2011 tarihli “temyiz isteminin süre yönünden reddine” dair “ek karara” yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Temyiz isteminin reddine dair 15.07.2011 gün ve 2008/144 E, 2011/103 K, sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden; bu karara yönelik sanık … müdafii’nin 05.08.2011 havale tarihli dilekçesiyle vaki temyiz itirazlarının reddiyle, anılan ek kararın ONANMASINA,
II)”Nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen “mahkumiyet” hükmüne yönelen sanık …’nin temyiz itirazının incelenmesine gelince:
Hastanede kayıt işlemleri yapılarak muayeneye alınmış sanık …’nın “gebe polikliniğine” gönderilmesi aşamasında hemşire-tanık … tarafından sağlık karnesindeki fotoğraftaki kişi ile (…) hasta (…)’nın farklı kişiler olduklarının basit bir inceleme ile anlaşılması karşısında; yüklenen suçun “hile” unsurunun oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma hükmünün hakkında temyiz isteğinin reddine karar verilen sanık …’a aynı Kanunun 325. maddesi uyarınca teşmiline, 27.02.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.