YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/2483
KARAR NO : 2014/3727
KARAR TARİHİ : 27.02.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dairemizin 04.04.2013 tarih ve 21807-6148 sayılı “temyiz isteminin hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre reddine,” ilişkin kararı Yargıtay C.G.K.’nın 26.11.2013 tarih ve 2013/15-504 E, 2013/530 K sayılı kararı ile “kaldırılarak”, “hükmün esasının incelenmesi için” Dairemize gönderilmiş bulunmakla; dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanığın, olay tarihinde SSK’dan emekli olarak maaş aldığı halde 06.11.2006 tarihinde bunu gizleyerek, emekli ya da çalışan olmadığına dair taahütname imzalayarak, meydana gelen don olayından dolayı Devletçe ödenmekte olan 2,903 TL parayı almak suretiyle kamu kurumu olan hazineyi zarara uğrattığının iddia edilmesine karşılık 27/08/2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 26272 sayılı genelgenin mahkemece değerlendirilen 5/b-3 maddesinin “bu yardımlardan yararlanabilmesi için, yıllık gelir toplamının her yıl Bakanlar Kurulunca açıklanan 16 yaş ve üzeri asgari ücret bürütünün yıllık toplamının üç katına tekabül eden miktar veya altında olması gereklidir” hükmü karşısında sanığın aldığı emekli maaş miktarına göre yardım alınmasının mümkün bulunması nedeniyle olayda “dolandırıcılık” suçunun unsurları itibariyle oluşmayıp, eylemin TCK’nın 206. maddesinde tanımlanan “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 27/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.