YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/2512
KARAR NO : 2014/10157
KARAR TARİHİ : 22.05.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklar … ve …’ün …Limited Şirketinin” ortakları oldukları diğer şüphelilerin ise bu şirkette çalışan sigortalı işçi olarak görüldükleri, gerçekte böyle
bir şirket faaliyetinin bulunmamasına rağmen, sağlık hizmetlerinden faydalanmak için evrak üzerinde adı geçen şirketin sanıklar Nedim ve … tarafından kurulup, şirtkette çalışması olmayan diğer sanıkların da birlikte hareket ederek sahte işe giriş bildirgileri ile Sosyal Güvenlik Kurumu’na işçi olarak gösterilip, sağlık hizmetinden faydalanılmak suretiyle kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği somut olayda;
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan sanıklar …, … ve … hakkında verilen mahkumiyet kararları ile diğer sanıklar …, …, …, …, … hakkında verilen beraat kararlarına karşı katılan vekili, sanıklar … ve …’ün temyiz istemlerinin incelenmesinde;
SGK’na verilen işe giriş bildirgelerinin özel evrak mahiyetinde olduğu ve atılı suçun özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sahte olduğu iddia edilen işe giriş bildirgelerinin en son düzenlenme tarihi 08.03.2005 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Dolandırıcılık suçundan sanıklar …, …, …, …, … hakkında verilen beraat kararlarına karşı katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanıkların atılı suçlamayı reddeden savunmalarının aksine delil bulunmaması, sanıklardan … dışındakiler ile ilgili kurumun bir sosyal güvenlik harcaması yapmadığını belirtmesi karşısında bu sanıklar bakımından suçun unsurları itibariyle oluşmaması ve atılı suçun işlendiğine yönelik, her türlü şüpheden uzak, kesin, açık ve inandırıcı deliller elde edilememesi karşısında, sanıkların beraatlerine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Dolandırıcılık suçundan sanıklar …, … ve … hakkında verilen mahkumiyet kararlarına karşı karşı katılan vekili, sanıklar … ve …’ün temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Suç tarihi olan son haksız menfaatin elde edildiği tarihin dosyadaki delillere göre belirlenememesi karşısında, bu hususun tespit edilerek, 765 sayılı TCK’nın yürürlükte bulunduğu bir tarih ise sanıklar hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince düşürülmesine, en son haksız menfaat 5237 sayılı TCK’nın yürürlükte bulunduğu tarihte işlenmişse; sanıklar … ve …’ün atılı suçlamayı kabul etmedikleri, sanık …’ın ise… isimli mali müşavirin yanında çalıştığını,…Tekstil firmasının mükellefleri olduğunu, kendisinin bu firmada çalışıyor gibi gösterildiğinden bilgisi olmadığını savunması karşısında gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti ve fiili durumun ne olduğunun belirlenmesi açısından… isimli şahsın dinlenmesi, o şahsa ait SGK kayıtlarından sorgulama yapılması, sanıklar …’ın sigorta primlerinin yatırılıp yatırılmadığının araştırılması, gerektiğinde sigortalı işe giriş bildirgesindeki ilgili yazı ve imzaların sanıklar …, … ve …’a ait olup olmadığı hususunda uzman bilirkişiden rapor aldırılmasından sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili, sanıklar … ve …’ün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.