Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/2514 E. 2015/412 K. 14.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/2514
KARAR NO : 2015/412
KARAR TARİHİ : 14.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik şantaj
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri

amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
İnşaat Mühendisi olan katılanın… Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin yetkilisi ve müdürü olarak inşaat sektöründe faaliyet gösterdiği sırada aile dostu olan sanığın kardeşi tanık …’ın yetkilisi ve müdürü olduğu İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinde de yapı ve tesis işlerinden sorumlu teknik müdür olarak çalışmaya başladığı, bu çalışma esnasında katılanın kendi işleri için sık sık şehir dışına çıkması nedeniyle gerektiğinde kullanılabilmesi amacıyla gerek müteahhitlik karnesinin devri ve kullanılması için … nezdindeki başvurularda, gerekse hakediş talep ve belgelerinin düzenlenmesinde, üzeri doldurularak kullanılabilecek şekilde, yeterli sayıda, boş kağıda açığa imza attığı gibi ayrıca tanık …’ın isteği üzerine vadeli işlerinde, gerektiğinde kullanılmak üzere, boş senetler imzalayarak tanık…’a verdiği, söz konusu boş senet ve kağıtların katılan ve tanık…’ın muhasebe işlerini yapan tanık …’in bürosunda bulunduğu ve kullanıldıkça tanık Salih tarafından katılana bilgi verildiği, tanık…’ın şirketin müdürlüğünden ayrılması üzerine muhasebecide bulunan kendisine ait evraklarla birlikte katılan tarafından imzalanmış boş senet ve kağıtları da alarak babasının evinde muhafaza etmeye başladığı, bu sırada ekonomik sorunlar yaşayan sanığın, babasının evinde bulunan ve katılan tarafından imzalanmış olan boş senet ve kağıtları, tanık…’ın ve katılanın bilgisi ve rızası dışında alarak senetlerden birisinin üzerini, 01/04/2008 ödeme tarihli ve 158.500 TL bedelli olarak tanzim edip katılan aleyhine icra takibi başlattığı, katılanın haciz işlemini önleyebilmek amacıyla sanığa para ödeyip çekler verdiği; aynı zamanda katılanın ekonomik sorunlar yaşayan sanığa isteği üzerine vermiş olduğu borç karşılığında sanıktan almış olduğu senetle ilgili icra takibi başlattığında, bu kez sanığın borca itiraz ederek, üzerinde katılanın imzası bulunan boş kağıtlardan birisini “Anlaşmadır” başlığı adı altında katılanın bilgisi ve rızası dışında doldurarak…. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davada ibraz ettiği; ayrıca katılanın alacaklısı olduğu senede ilişkin olarak icra takibi başlatmadan önce sanığın haber göndererek katılanın senedi icraya koyması halinde, bütün malvarlığını elinden alacak imkanlara sahip olduğunu, bu imkanları kullanmaktan çekinmeyeceğini,

kendisinde katılanı yakacak çok evrak olduğunu söyleyerek, katılanın senedi icraya koymasını engellemek amacıyla şantaj yaptığının iddia edildiği olayda, katılanın söz konusu senet ve belge altındaki imzaların kendisine ait olduğunu ve bunları boş olarak imzalayıp sanığın kardeşine verdiğine dair beyanları, sanığın gerek bonoda gerekse diğer belgede sahtecilik yaptığı yönünde delil yetersizliği, sanığın şantajda bulunduğuna ilişkin cezalandırılmasına yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle, dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarıyla ilgili suçun unsurları oluşmaması ve şantaj suçuyla ilgili ise suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması gerekçelerine dayanan mahkemenin beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 14/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.