YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/25563
KARAR NO : 2015/1784
KARAR TARİHİ : 03.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın, 158. maddenin ikinci fıkrasında yer alan bu düzenlemeyle failin, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu,onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir. Suçun maddî unsuru, kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek,yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere,para veya başkaca menfaat almak,kabul etmektir.
Kamu görevlisi, TCK madde 6’da tanımlanmış ve açıklanmıştır.Bu suçun meydana gelmesi için,suç konusunun resmî nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir.Faildeki ahlaki kötülüğün,yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp,aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti,suçu nitelikli hâle getirmiştir.
Bu iddia yapıldığında,o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı, yada o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir.Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır.Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz.Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı… Başsavcısına, …kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında Başsavcının, Kaymakamın kişi,makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır. Failin, belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’nın 158/2. maddesi uygulanamıyacaktır.
Keza, failin, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini Kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.)olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi, basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır.
Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır.
Somut olayda; sanık …’nın … Eğitim ve Araştırma Hastanesinde memur olarak görev yaptığı, aynı hastanede çalışan katılan …’nın 2012 yılı Şubat ayında … ile sohbet ederken eşinin işsiz olduğunu belirttiği ve sanığın da daha evvelden 3-4 kişiyi işe yerleştirdiğini belirtip Gençlik ve Spor Bakanlığında Daire Başkanı olan Sultan Seyhan’ı tanıdığını, onun vasıtası ile eşini işe yerleştireceğini ancak bunun için para ödemesi gerektiğini ifade ettiği ve sanık Fatma’nın Mustafa’dan eşini işe yerleştireceği vaadi ile 3500 TL para aldığı; … Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisinde memur olarak çalışan katılan …’in sanık … ile görüştüğü sırada sanığın İhsan’a Gençlik Spor Bakanlığında Sağlık Daire Başkanı olan Sultan Seyhan’ı tanıdığını, onun vasıtası ile çocuklarını işe yerleştireceğini söylediği, sanığın bu iş için 40.000 TL ve KPSS belgesi, CV gibi bir takım belgeler talep ettiği, İhsan’ın sanık Fatma’ya 40.000 TL para verdiği; katılan …’nın İhsan’ın yeğeni olduğu, bu nedenle … ile tanıştığı, sanık …’nın Yasemin’e Halk Toplum Sağlığı Merkezinde iş bulacağını ve iş için para gerektiğini belirtip ondan CV, fotoğraf, kimlik fotokopisi gibi belgeler ile birlikte 2012 yılı Aralık ayında 5.000 TL para aldığı; katılan …’in hasta ziyaretine gittiği sırada sanık … ile tanıştığı, Gençlik ve Spor Bakanlığında Sağlık Daire Başkanı olan Sultan Seyhan’ı tanıdığını, onun yardımı ile daha evvel bazı kimselere iş bulduğunu ve kendisine de iş bulabileceğini söylediği ve karşılığında 5.000 TL para istediği, İlyas’ın 2013 yılı Mart ayında sanık …’ya 10.000 TL para verdiği; katılan …’ın … Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisinde hasta nakil elemanı olarak çalıştığı, sanık Fatma’nın Yalçın’a Gençlik ve Spor Bakanlığı sağlık Daire Başkanı Sultan Seyhan’ı tanıdığını, onun vasıtası ile kendisini kadrolu bir işe yerleştireceğini belirtip para istediği, katılanın 2013 yılı Nisan ayında 15.000 TL parayı sanığa verdiği, ancak sanığın vaadini yerine getirmediği ve zararlarının tazmin edilmediği, olayın bu şekilde oluştuğu, sanık …’nın katılanlar …, …, … ve …’ya Gençlik ve Spor Bakanlığı Sağlık Daire Başkanı olan Sultan Seyhan’ı tanıdığını onun vasıtası ile kendilerine ya da yakınlarına kadrolu iş bulacağını söyleyip onları ikna edip inandırdıktan sonra adı geçenlerden belgeler alarak suça konu paraları sanığa verdikleri dolayısıyla sanık Fatma’nın kamu görevlileri ile ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle iş bulacağı vaadi ile katılanları aldatıp kendisine yarar sağladığı, katılan …’ya Halk Toplum Sağlığı Merkezinde iş bulacağını söyleyip ondan para almasının hileli davranışlarda bulunup kendisine menfaat temin etmek mahiyetinde olduğu, iş bulabilmek için belgeleri almasının kullandığı hileyi daha da güçlendirmek mahiyetinde olduğu ve fiilinin katılan Yasemin itibariyle TCK’nın 157/1 maddesine göre dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmedi.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.