YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/281
KARAR NO : 2015/20915
KARAR TARİHİ : 18.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Katılanlarla aynı apartmanda oturan sanığın katılan …’e ait … plakalı araç ile diğer katılan …’e ait … plaka sayılı araçları çizerek zarar verdiği, böylece katılan sayısınca iki kez mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak; somut olayda, sanığın aşamalarda değişmeyen ifadelerinde suçlamaları kabul etmediği, sanıkla katılanlar arasında husumet bulunmadığı, alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre, araçların etrafında dönen kişinin sanık olup olmadığının belirlenemediği, sanık ise, yanlış park eden araçların kime ait olduğunu öğrenmek için yanında durarak araçlara baktığını söylediği, buna göre, sanığın araçların etrafında döndüğü ya da yanında durduğu kendi beyanıyla sabit ise de, araçların ne zaman, kim tarafından çizildiğinin tespit edilemediği ve söz konusu zarara sanığın sebebiyet verdiğine dair mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği anlaşılmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır, söz konusu görüntü kaydının incelemeye uygun bir kayıt olmadığının Adli Tıp Kurumu tarafından kesin olarak belirlenmiş olması, yeniden yapılacak incelemenin sonuca bir etkisinin olmayacağının anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 18/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.