YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/361
KARAR NO : 2015/20551
KARAR TARİHİ : 16.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret, silahla kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır.Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan,sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerekmektedir
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek;mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
07 JU 037 plakalı aracın şoförü olan sanık ile kendisine ait 34 BG 8324 plakalı aracı ile seyir halinde olan katılan … arasında, trafikte hatalı araç kullanma meselesi nedeniyle meydana gelen tartışmada; sanığın, aracından inerek, adı belirtilen katılanı, sopa ile vurmak suretiyle etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, kavgayı gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine intikal ederek müdahale etmek isteyen ve polis olarak görev yapan mağdurlar … ile …’e hitaben ”beni neden durdurdunuz ne var şimdi, sizin gibi polisi sinkaf ederim, gidin de sinkaf ettiğimin adamı yakalayın” şeklinde sözlerle hakaret ettikten sonra kendisine müdahalede bulunan mağdurlara tekme ve yumruk ile saldırdığı, mağdur …’ün yakasından tutarak ittirdiği, elindeki sopa ile vurmaya çalıştığı, mağdurları etkisi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, bu şekilde, zor kullanma yetkisini kullanmak isteyen mağdurların görevlerini yapmalarına engel olacak nitelikte cebir sergilediği, ayrıca ”sizinle görüşeceğim, sizinle hesaplaşacağım şeklindeki tehdit sözlerini söylediği, zor kullanma yetkilerini kullanan mağdurlar tarafından polis merkezine getirilmek üzere ekip otosuna bindirilen sanığın, araca konulması esnasında etrafına tekme savurmak suretiyle ve görgü tespit tutanağında belirlendiği şekilde ekip aracının kapısını kırdığı, emniyet müdürlüğüne getirildiğinde ise müracaat odasının masasını tekme atarak kırdığı, doktor raporunun alınması amacıyla Kazan Devlet Hastanesi Acil Servisine getirildiğinde de acil servis odasının kapısını tekme vurarak kıran sanığın, üzerine atılı olan suçları işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Katılan …’nin kendisine yönelik gerçekleşen kasten yaralama eyleminden dolayı verilen hükme yönelik yaptığı temyiz talebinin incelenmesinde;
Katılana, 11.12.2012 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ olunan hükme yönelik, katılanın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 19.12.2012 tarihli temyiz başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2- Sanığın, hakkında verilen hükümlere yönelik yaptığı temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Oluşa, sanığın savunmalarına, şikayetçilerin anlatımlarına, görgü tespit tutanağına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eylemlerinin, kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Görevi yaptırmamak için direnme suçu açısından; sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan,sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 16/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.