YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/4323
KARAR NO : 2015/22019
KARAR TARİHİ : 05.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekili ile sanıklar müdafiinin temyiz taleplerinin mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik olduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Mağdur …’ın kardeşi olan …’ın sanık …’ün yeğenini kaçırması nedeni ile aralarında husumet bulunduğu, sanık …, … ve …’ın birlikte hareket ederek mağdur …’ın park halindeki aracını yakarak olay yerinden kaçtıkları, bu sırada alevlerin artması üzerine katılan …’ün saman ve buğdayları ile kayası ağacının da yanmasına neden oldukları somut olayda;
1- Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın inkara yönelik savunması ile tanıkların sanığın aleyhine herhangi bir beyanda bulunmadıkları gözetilerek üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği gerekçesi ile verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklar … ve … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Sanıkların inkara yönelik savunmalarına karşın, tanık anlatımları ile aralarındaki husumet gözetildiğinde mala zarar verme suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Sanıkların tek bir eylem ile hem mağdur …’a ait araca hem de katılan …’e ait aracın yanında duran saman, buğday ve kayısı ağacına yakarak zarar verdikleri olayda, hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmeleri nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan tayin olunan cezaların zincirleme suç hükümleri gereğince, 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesi ile arttırılması gerekirken eksik ceza tayini,
b) 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesiyle 5237 sayılı TCK’nın 152/2-son maddesinde yapılan değişiklik neticesinde, mala zarar verme suçunun yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanılarak işlenmiş olması halinde, “verilecek ceza iki katına kadar artırılır” cümlesi, “bir katına kadar arttırılır” şeklinde değiştirilmiş olması karşısında; sanıkların hukuki durumunun lehe kanun değişikliği kapsamında yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) TCK’nın 51/7. maddesindeki “…ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.” hükmüne aykırı olarak “…ertelenen cezanın ertelenen cezasının tamamen infaz edilebileceğine karar verilebileceğine ” karar verilmesi,
Sanıklar hakkında hükmolunan cezaların uzun süreli hapis cezası olmaları nedeni ile TCK’nın 53/3 maddesi gereğince kendi alt soyları üzerindeki vealeyet ve vesayet hakları dışındaki aynı maddenini birinci fıkrasında düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.03.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.