YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/5124
KARAR NO : 2014/9236
KARAR TARİHİ : 12.05.2014
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/2, 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 50 gün adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince zararın 10 eşit taksit halinde giderilmesi koşuluyla sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Turhal Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2012 tarihli ve 2011/540 esas, 2012/195 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın kendisine yapılan tebligata karşın zararı gidermediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e, 29/1, 31/2. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 1.000 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin, aynı Mahkemesinin 12/09/2013 tarihli ve 2013/216-431 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 07/02/2014 gün ve 2013/2975/9504 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/02/2014 gün ve 2014/60014 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, fiili işlediği sırada 65 yaşını bitirmiş olan sanık hakkında, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan belirlenen 10 ay hapis cezasının kısa süreli olması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmiş bulunulmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/06/2007 gün ve 2007/10-108 esas, 2007/152 karar sayılı ilamında da açıklandığı gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen ayrıca gerekçe gösterilmeden adli para cezasının alt sınırın üzerinde tayin edilmek suretiyle çelişkiye düşülmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunun anlaşılması karşısında, bu yönden de Kanun Yararına Bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının taktiri için dosyanın Adalet Bakanlığı’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12/05/2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.