Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/5194 E. 2014/7967 K. 24.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/5194
KARAR NO : 2014/7967
KARAR TARİHİ : 24.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıkların seyyar satıcıdan temin ettikleri telefon hattı ile …’da bulunan ve katılana ait … Beton isimli iş yerini …nolu telefonla arayarak katılanın ortağı olan … ‘a “Valilikten arıyoruz, ben Vali Yardımcısı …, hasta olan bir vatandaşa yardım amaçlı para topluyoruz.Şirket sahibi ile görüşmemiz gerekiyor” dedikten sonra merak ve ilgi uyandırıp, şirket sahibi katılanın kendilerinin aranmasını sağlayarak, olaya inanan katılanı yardım amacıyla para yatırması için sanık … adına açılmış hesap numarasını verdikleri, katılanın hesaba 5000 TL yatırdıktan sonra yaptığı araştırmada böyle bir kampanyanın olmadığını öğrenip, EFT nin iptali için bankaya başvurup, sanıklar hakkında emniyete ihbarda bulunduğu, sanık …’in parayı parayı çekmeye çalıştığı sırada yakalandığı, diğer sanıkların bekledikleri aracı bildirmesi üzerine, kolluk tarafından aranan araca rastlandığı, sanıkların aracı çalıştırıp kaçmaya başladıkları sırada, yapılan takip üzerine olayda kullandıkları banka kartları ve sim kart muhafaza kartları ile yakalandıkları, somut olayda;
1-Sanıklar … ve … hakkında verilen beraat kararına karşı O yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık …’un savunmasında, korsan taksicilik yaptığını, olay günü kahvehaneden tanıdığı sanıkların sitelere gitmek istemeleri üzerine sanıkları tarif üzerine bankanın yakınına götürdüğünü, sanık …’in araçtan inip gittiğini, bir süre bekledikten sonra sanık …’ın gidelim demesi üzerine geri dönerlerken polislerin kendilerini yakaladığını bildirmesi, diğer sanık …’ın ise; arkadaşı olan … ile gezerken, sanık …’ın yanlarına geldiğini ve …’e “Verdiğin karttan parayı çekemedim, bankaya gidelim parayı bankadan sen çekersin” demesi üzerine, sanık …’in bankaya gitmeyi ederek, kendisine de birlikte gelmesi konusunda ısrar etmesi nedeniyle sanıklarla birlikte taksici …’un aracı ile bankaya gittiğini, olaydan haberi olmadığını savunması, diğer sanıklar … ve …’ın da ifadelerinin sanıklar …ve …’un beyanlarını doğrulaması ve sanıkların … ve … ile birlikte hareket ederek dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair savunmalarının aksini ispat eder, mahkumiyetlerine yeter, kesin ve inandırıcı deliller bulunmaması nedeniyle, beraatlerine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, O yer Cumhuriyet savcısı’nın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve …’un mahkumiyetlerine dair karara karşı sanıkların ve O yer Cumhuriyet savcısı’nın temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Sanık …’ın aşamalardaki savunmalarında suçunu ikrar etmesi, yapılan üst aramasında suçta kullanılan hattın sanık …’in üzerinde çıkması ve sanığın parayı çekmek isterken yakalanması karşısında, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde atılı suçu işledikleri anlaşılmakla, bir kamu kurum ya da kuruluşunun maddi varlığının kullanılmaması, bankanın sadece bir ödeme aracı olması nedeniyle, sanıkların basit dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre alt soyu bakımından koşullu salıverilmeye kadar, 53. madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiileri ve O yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlerde yer alan 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin tamamen çıkartılıp yerlerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.