Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/6047 E. 2015/22397 K. 11.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/6047
KARAR NO : 2015/22397
KARAR TARİHİ : 11.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli mala zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Katılan …’ın polis memuru olarak görev yaptığı ve başka bir soruşturma işlemi nedeniyle 38 HZ 421 plakalı ekip aracı ile olay yerine gittiği, aracı park ederek olaya müdahale ettiği esnada, cam kırılma sesi gelmesi üzerine ekip aracının yanına geri döndüğünde aracın camlarının kırık olduğunu ve sanığı kaçtığını gördüğü, bunun üzerine ekip arkadaşlarıyla birlikte sanığı yakaladıkları ancak sanığın ekip aracına binmek istememesi üzerine takviye ekip çağrıldığı, bu şekilde olay yerine gelen polis memuru katılan Kalander Yıldırım’ın olaya müdahale ettiği esnada, sanığın katılan Kalander Yıldırım’ı sağ el baş parmağında ikinci derece kırık oluşacak nitelikte kasten yaraladığı, bu suretle sanığın kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme ve kasten yaralama suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1- Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde,
Sanık ifadesi, katılan ve tanık beyanları, tutanaklar, adli rapor ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın mahkumiyetine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında nitelikli mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde,
Sanığın ifadesinde, mala zarar verme suçunu kabul etmediği, camı sanığın kırdığını gören tanık bulunmadığı, cam kırılma sesi üzerine olay yerine giden polislerin sanık ile birlikte yakalanamayan bir şahsın daha kaçtıklarını gördükleri, kaçma eyleminin sanığın suçu işlediğine yönelik delil olamayacağı, sanığın mala zarar verme suçunu gerçekleştirdiğine dair mahkumiyetine yeterli somut delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın beraati yerine yazılı gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi,
3- Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde,
Sanık ifadesi, katılan ve tanık beyanları, tutanaklar, adli rapor ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın mahkumiyetine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, katılan Kalander Yıldırım’dan başka diğer görevli polis memurlarına yönelik tehdit ya da cebir eylemi bulunduğuna dair iddia bulunmadığı gibi, tutanaklarda da bu şekilde bir anlatımın mevcut olmadığı, sanığın ekip aracına binmek istememesi şeklinde gerçekleşen davranışının diğer polis memurlarına yönelik görevi yaptırmamak için direnme kapsamında kabul edilemeyeceği ve sanık hakkında zincirleme suç nedeniyle artırım yapılamayacağı gözetilmeksizin, 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi gereğince artırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.