Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/7347 E. 2015/22966 K. 02.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7347
KARAR NO : 2015/22966
KARAR TARİHİ : 02.04.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin temyiz talebinin sanıklardan …’nin mahkûmiyet hükümlerine yönelik olduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Sanığın, işyerinden çıkışta tanımadığı ve kim oldukları tespit edilmeyen şahıslar ile tartıştığı, ihbar üzerine olay yerine gelen polis memurlarının sanığa ve yanındakilere şikayetçi olup olmadıklarını sordukları, şikayetçi olmadıklarını söylemelerine karşın, sanığın küfürler edip bağırıp çağırması nedeni ikaz edildiği, bunun üzerine polis memurlarına hitaben sinkaflı şekilde hakaret ettiği, etkisiz hale getirilip ekip aracına alınmak istendiği sırada da direnip, polis memurlarına tehdit içeren sözler söylediği, getirildiği polis merkezide ise bu kez grup amiri …’e karşı sinkaflı şekilde sövüp, polis merkezine ait sandalyeyi yere vurarak ayaklarının eğilmesine neden olduğu somut olayda;
1- Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Olay tespit tutanağı ve mağdurların beyanlarına göre görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Olay tespit tutanağına göre; görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla polis memuruna karşı direnilerek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev’inde fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın TCK’nın 43/2.maddesi ile arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak
Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi hâlinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceği yerine cezanın tamamen infaz kurumunda çektirileceğine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki TCK’nın 51/7. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımlarda “tamamen” ibaresinden önce gelmek üzere “kısmen veya” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Olay tespit tutanağı ve mağdurların anlatımına karşın, sanığın inkara yönelik savunması ile o an başka bir olay nedeni ile müracaat için polis merkezinde bulunan … kilolu olan sanığın kendisine gösterilen sandalyeye hızlı bir şekilde oturması sonucunda zarar gördüğünü beyan etmesi karşısında, sanığın kamu malına zarar verme suçunu işlediğine dair mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.